ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
3,5485
EURO
4,2033
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Defne Koç / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ADEMOĞLU

02 Temmuz 2017 Pazar 03:11

 

 

 

Değerleri yerle bir olmuş, psikolojik sorunlar içinde boğulan insanlık…

Dönüşüm içindeki bir toplum…

Şiddetin kabul edilebilir bir yanı yok, ancak toplumun büyük bir çoğunluğuna yayılmış olunca yani trafikteki bir hata yüzünden bile birbirini katleden insanların varlığını görünce ‘neden’ diye sormadan edemiyorum. Ülkemizdeşiddetin onaylandığı, normal karşılandığı dahası bu duruma alkış tutulduğu bir ortamla karşı karşıyayız.

Okuduğum bir röportajda eşinin zamanla nasıl değiştiğini değerlendiriyordu bir kadın. Erkekteki bu değişim kadına göre olumlu yöndeydi. ‘O arkadaşını tanıdıktan sonra daha bir eril oldu, katı yani daha bir adam oldu. Agresif tutumları, sert çıkışları olmaya başladı, kendine güveni geldi’ diyerek neredeyse bu durumla övünüyordu. Bu tanıma göre olaylar karşısında sakinliğini koruyan, saygılı, nahif bir erkek ‘kadınsı’ oluyor.

Toplumumuzun artık gerçek değerleri alt üst eden, sapmış bir ‘Adam’ tarifi var. Erkeği, insan olmak kavramından çok uzağa taşıyan bu yeni ‘adam’ tanımının içine sıkıştırma, bir nevi özgürlüğünü kısıtlama özelliği var. Bu tanıma göre güç; para, otoriter olma hali, şiddet yanlısı tavır, duygularını gizleme durumu ve her durumda haklı çıkmaya çalışma çabası demek.

Önce bir insan olarak sonra da bir kadın olarak anlamaya çalışıyorum. Yargılamadan, kendimi onların yerine koyarak sorguluyorum; bu toplumun çoğunluğu kaçık demeden, bunları asmak kesmek gerek diye yanlışa yanlışla cevap vererek, lanete lanet kusarak değil… Belki tek aşırılığım haykıra haykıra ‘Gerçek güç karakterdir!’ diye bağırmak istemem.

Erkekleri yeterince anlayabiliyor muyuz? Ne kadar büyük sorumluluklar içine girdiklerini; ekonomik problemler, evi geçindirme, iyi bir baba olabilme konularının ağırlığını tartabiliyor muyuz?  Onları yeterince seviyor, bağışlayabiliyor ya da sıkıntılarını paylaşabiliyor muyuz?

Erkekleri anlamak bu kadar mı zor? Ya da erkeklerin kendini anlatmaları…

Korkularını dile getiren bir insan adamlıktan çıkar mı? Kaygılarını saklamayan bir erkek çıplak mı kalmış olur? Duygularını belli eden ezik mi algılanır? Kaybetme korkusunun üstüne gidip kısıtlama yerine sevgisini devreye sokan çok mu zarar görür? Agresif birinin saldırısına maruz kaldığında ‘Kusura bakma kardeşim’ dediğinde erkekliğine leke mi sürülür?

Duygularını açıkça ifade edebilen, isteklerini net bir şekilde ortaya koyan, sevdiğini gösterebilen kaç erkek var? Peki, korkuları olduğunu kabul edebilen ve bunların üzerine gitme cesaretini gösterebilenlerin oranı nedir? Olsa bile toplumdaki saygınlığı ne olur?

Kalıplaşmış değerler değişimi engeller. Her tanım aslında tanımı yapılan o şeyi de kısıtlar. O yüzden bir erkek ya da adam modeli tanımı yapacak değilim. Bu tanımın içine sevgi’ koyabilmek arzusundayım. Herkes kendi gerçekliğini birilerine dayatmaktan ziyade karşıdakinin gerçekliğine girebilmeli ki birlikteliğin yolu açılsın.

Kadına yönelik şiddeti, uyuşturucu bataklığında yitip gitmeyi, trafikte çıkan kavgaları, ekonomik problemlerden intihar edenleri, şort giydi diye cezalandırılan kadınları, kriz geçirip ailesini yok edenleri engellemek istiyorsak daha çok sevmeliyiz. Anlamaya çalışmalıyız, değişmeliyiz…

Fatih Aydın’dan ‘Anne’ şarkısını dinlerken bir dünya hayal ediyorum; içindeki çocuğu öldürmemiş erkekleri, sevgi yeşermiş topraklarda salınan insanları. Annesine duyduğu saygıyı tüm hayata mal etmiş erkekleri düşünüyorum.

Her şey bir enerji bütünü, bir parçadaki tümör tümünü kemiriyor. Nereden başlasak? Neresinden tutunsak?  Eğitim, ekonomi, yozlaşan toplumsal değerler?

Huzur artık çok uzağımızda kaldı. Bir tufan yaklaşıyor sanki… Yeniden başlamayı zorunlu kılan toplu bir yok oluşa gebe olan bir tufan. 

Saflığın en derinine ulaşmak için kötülüklerin derinlerde boğulmasına ihtiyacımız var.

Arınmaya ihtiyacımız var…

Saygı ve Sevgilerimle,

YORUMLAR
SEVGİ HER ŞEYİN İLACI
NURTEN TAN
Sevgili Defne hanım,

Yine yüreğinizden gelerek yazdığınıza inandığım makalenizin her cümlesini tekrar tekrar okudum. Aslında toplumumuzda büyük bir yara ve büyük bir eksiklik olan insan yetiştirmedeki SEVGİSİZLİĞE çok güzel değinmişsiniz. İnsanları Kadın-Erkek diye ayırmadan sadece insan olarak bakabilirsek güzel insanlar yetiştirebileceğimize inanıyorum. Toplumumuzun sizin gibi düşünen kadınlara, annelere, evlatlara, kızkardeşlere ihtiyaçları olduğunu düşünüyorum. Sağlıklı nesilleri sizin gibi düşünen kadınların oluşturabileceğine inanıyorum. Yüreğinize, ruhunuza, kaleminize sağlık.

En içten sevgilerimle,
02 Temmuz 2017 Pazar 21:17
85.97.69.146
Adam
Volkan
Sayın yazar,

"Adem" ilk insandir ve ifade olarak tum insanligi kapsar. Daha sonralari "Adam" sekline burunmus ve sadece erkekleri kapsamistir. Bu baglamda "adam" insan demektir ve sizin bu yaziniz da "adam olan"lara bir yol haritasi gibi. "Adam olacak cocuklar" da cizdiginiz bu yolda yetismeli. En icten tebrik ve saygilarimla...
02 Temmuz 2017 Pazar 17:56
212.175.166.246
ÇOK OKUNANLAR