ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
5,8111
EURO
6,4454
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ALMANYA’DA CAMİİLER NASIL OLMALI?
02 Haziran 2019 Pazar 13:29

ALMANYA’DA CAMİİLER NASIL OLMALI?

Konuk yazarımız Şaban Turhal'ın gönderdiği 'Almanya'da Camiiler Nasıl Olmalı?' makalesini beğeninize sunuyoruz.

 

Şaban Turhal - Freising

Almanya’da ki sayın camii dernekleri başkanlarına;
 
Bu yazımı 2010 yılın da Avrupanın en büyük sivil kuruluşunun genel başkanına eskisine ve yerine seçilen yeni genel başkanına mektup la gönderdim bir sonuç hala göremedim. 

Siz okuyucularla yazımı kısaltarak paylaşmak istedim.

Almanya’da camii teşkilatlarının kuruluşundan bu yana yapmış olduğumuz gurur kaynağımız ulusal ve uluslararası faaliyetlerimiz ne yazik ki eski ivmesini yitirmiştir. Bunda iç ve dış etkenlerin tesiri hepmizin malumudur. 

Çalışmalarımızı yoğunlaştırıp, eski heyecanlı günlerimize tekrar kavuşmak için bazı fikirler geliştirdim.
 
Çoçuklarımızı ve gençlerimizi Allah, peygamber ve millet sevgisiyle yetiştirmezsek, ileride ruh dünyalarının nasıl şekilleneceğinden emin olmalıyız.

Yetiştirmek: 
Bilgi ve kültür....
Aksiyon,ahlak,karakter....
Güzellik,estetik,sanat.
Bu sıfatları kazanan insan olur,güçlü olur,üstün olur.

Bunu sağlamanın yegane  yolu din eğitimi değildir. 

Din eğitimi bu bütünün en önemli parçalarından birisidir. 

Bunu tamamlayan diğer adımlarında atılması gerekiyor.
 
Gençliğimizin içinde bulunduğu gidişat hiç iç açıcı değil, gençler kitap okumuyor, araştırmıyor ve sorgulamıyorlar.

Eskiden sağcının da, solcunun da iyi kötü bir ideali vardı. 

Şimdi ise, en büyük ideal: „Kısa zamanda nasıl zengin olurum...?“ düşüncesi hakim.
 
Sizlerden ricam, kısa zaman da genel merkezleriniz bünyesinde danışma kurulu kurup, Türkiye ve Almanya’da ki uzmanlardan oluşturulacak bir komisyon kurulup, gençlere ulaşma ve onları yetiştirme yolları, vizyon, imaj, iletişim, söylem, eylem metodu gibi pek çok konu eldeki veriler ve en önemlisi yaşanan gerçekler ışığında uzun uzun tartışılmalı.

Tam anlamıyla beyin jimnastiği yapılmalı. 

Projeler geliştirilmeli.

Yakın ve uzak mesafeli hedefler belirlenmeli. 

İnsan hakları ve hukukun egemen olduğu sevgi ve barış toplumuna ulaşmayı, gönülleri fethedecek bir gençlik yetiştirmeyi amaçlamalıyız.
 
Kendi kendime bu konularla çok kafa yordum, ne yapabiliriz gibi, yazdım, çizdim ve biraz olsun kendi kendime bazı şeyler karaladım, sizlere yazmayı uygun buldum. Geniş çaplı çok şey not ettim. 

Almanya’da, camii cemaatlerinin ve Türk toplumunun üzerine sanki bir ölü toprağı serpilmiş. 

Boş ver, bana ne, ben mi düzelteceğim, namazını kıl ve karışma gerisine gibi bir sürü kendince mazeret üreten bir topluluk olduk ve vurdum duymazlaştık. 
 
Aşağıda ki bir kaç başlıklar altında bunları bilgilerinize sunmak isterim.
 
Yerel siyasete aktif katılım: 
 
Avrupada yaşayan insanımızın yaşam standardını, hakkını, hukukunu koruyabilmesi ve burada, Almanya’da yaşayan insanlarımıza faydalı olabilmesi için mutlaka yerel siyasete ülke ve eyalet çapında aktif olarak katılmalıyız. 

Siyasi partilere üye olunmalı, toplantılarına ve eğitim seminerlerine katılmalı, görev almaktan kaçınılmamalıdırlar. 

Kendilerini egitim ve karakter olarak geliştirmeli, yeni gelişimlere daima açık olmalı. 

Her konuda fikir yürütebilecek düzeyde bilgi edinmeli ve bu bilgilerini güzel bir dille anlatabilmeye çalışmalı. 

Siyasi partilere üye olmanın en önemli kazancı, hakikatleri birinci ağızdan karşı tarafa anlatmaktır. 

Böylelikle müslümanlara olan önyargılar hafifleyecektir.

Siyaset ten uzak durmanın zararlarını AB seçimlerin de gördük.

Avrupa'da sosyal ,  kültürel , dini anlamda  faaliyet gösteren  STK , Vakıf , Dernek , Kurum ve Kuruluşlar içerisinde AB vatandaşlığına sahip on binlerce  Türk kökenli insanımız vatandaşımız var olmasına rağmen. 

Bu kuruluşların bazıları özellikle üye sayılarını her fırsatta öne çıkararak ne kadar güçlü olduklarını ima etmelerine rağmen. 

Bu kuruluşlar ne yazık ki Avrupa'da yapılan son seçimler de
Türk kökenli vatandaşlarımızın sorunlarını gerek Avrupa Parlamentosuna gerek yerel meclislere taşıyacağına inandığımız insanları desekleyecek bir irade ortaya koyamamış ve sonuç hiçte istenildiği arzu edildiği gibi olmamıştır.

Seçime girmeye hak kazanan Türk Kökenli Parti yeterli desteği görememiş yeterli oy sayısına ulaşamadığı için de  Avrupa Parlamentosuna ne yazık ki  bir vekil dahi gönderememiştir. 

Bu sadece seçimlerle ilgili değil insanımızı ilgilendiren bir çok konuda ortak tavır koyamadığımızın bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
 
Tiyatro Başkanlığı:

Almanya’da, tüm camilerimizde 10 kişilik kadroyla Almanya’da ki Türkler’i dramatize eden senaryoları aylık periyotlar olarak cemaate gösterimi yapılmalı. TV’de, tiyatro programları yapılabilinir. 
 
Futbol Takımı:

Almanya’da, cemiyetlerimizin kapasitesine göre Alman Futbol Federasyonu’na bağlı futbol takımı kurulmalı ve takımlarımızın karşılaşmaları yayınlanabilmeli, sporcularla röportajlar yapilabilmeli.
 
Dershane Diploma:

Eğitimin önemini Almanya’da ki biz Türkler geç de olsa anladık. Öğretmenler, egitimciler ve üniversite mezunlarından faydalanılarak, acilen dershanelerin sayıları artırılmalı, yatırımları artık geleceğe, çocuklarımızın eğitimine aktarmalıyız. Özellikle hakkı Gymnasium ve Realschule olupta engellenen öğrencilere zamanında destek çıkıp, yol gösterilmeli, ögretmenler ve okul idaresi ile hemen irtibata geçilmeli.

Dershanelerimiz sadece „Nachhilfe“ vermekle kalmamalı, aynı zamanda öğrencilerin öğretmenleri ve velileri ile direkt temasa geçmelidir.
 
Türk müziği korosu:

Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği koroları kurulmalı, saz kursları verilmeli. Almanya’da, böylelikle yeni sanatçılar, saz ve ses ustaları yetişecektir.
 
Radyo Yayını:

Her camimizde, günde 1 saat yerel günlük Türkçe yayın yapılmalı. 
 
Ulusal ve Yerel Medya Takip Komisyonu:

Yerel Medyaları; günlük hazeteler, dergiler, broşürler, TV ve radyo programları taranarak, Türkler ve Islam hakkında yayınlanan yanlış ve maksatlı yayınları düzeltmek için komisyonlar kurulmalı ve bunlar koordineli çalışmalılar. Bilgi ve tecrübe paylaşımı olmalı.
 
Almanya’da; camilermizin atmosferi, camilerimizin kantinleri, dinlenme, oturma yerleri, çocuklar ve kadınlar için olan bölümlerin atmosferi iyi sağlanmalı. Bunun için göze hitap eden durumlar öne çıkarılmalı. Gerekirse, iç mimarlardan faydalanmalı. 

Unutmayalimki, kahve içmek için gittiğimiz yerlerin atmosferine dikkat ediyoruz. 

Neden cemiyetlerimizin oturma yerleri bu ihtiyacımıza cevap vermesin? 

Unutmayalimki, biraraya gelmeyen insanlardan üretim olmaz!
 
Halk, günlük hayatında kendisini alakadar etmeyen konuları genellikle masal gibi dinler.
 
Din görevlisi:

Din görevlisi, cemiyetlerimiz de 3 aylık, bir senelik vb. hocalarla hiç bir verim alınmıyor ve alınmazda.

Almanya’da, hocalarımızı yetiştirmemiz gerekiyor.

Tabii bu uzun vadeli bir çözüm. 

Kısa vadede yapılacak Türkiyede 4 senelik ilahiyat bitiren gençlerimizi bir vesileyle,kanuni yollar dan getirmenin yollarını bulmalıyız.

Almanya’ya getirilmesi gerekir ve bu insanların, yani hoca efendinin ve hanım hocamızın maaşlarınıda dolgun bir aylıkla görev yaptırırsak verim alabiliriz,hanımıyla beraber hizmet yaptırabiliriz.         

Maddi yönden iyi olan cemiyetlerimiz de aile imamlığına geçmemiz gerektiğine inanıyorum, 

Avrupa daki camilerimiz de salt namaz kıldıran bir İmam dan çok,hem Müslüman cemaat içerisinde,hemde politik gelişmelerin karşısında kendisinden ciddi  beklentilerin olduğu bir lider olması gerektiriyor.
Gençlerle her konusun da bireysel olarak ilginilmezse, verim alınmıyor. 

Herşey gönlünüzce olsun.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR