ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
5,7974
EURO
6,4157
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Gazeteci - Yazar Vedat Yılmaz / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BENİM VE RAHMETLİ ANNEMİN BİR KASIM AYI HİKAYESİ

23 Kasım 2019 Cumartesi 21:49

 

 

Karamürsel’de zeytin bahçelerinde zeytin toplanırken uygulanan bir yöntem vardı. Zeytin toplayan işçilerin arkasından “başakçılar” dedikleri çocuklu bir grup giderdi. Bahçe sahibinin izniyle hasat sırasında yere dökülen yada toprak altında kalan zeytinleri ücretsiz toplanırdı. Bunlar dallar arasında saklanan, yere düşüp otlar arasında kalıp, işçiler tarafından görülemeyen zeytinleri kendileri için toplarlardı. Bu işi de genellikle evin çocukları veya yetişkinler yapardı.
 

“Başak" edilen zeytinlerden elde edilen gelir o çocukların en tatlı ve karlı harçlığıydı.Bu başak parasını bazı çocuklar istediği gibi harcar, bazıları da ailelerine destek vermek için çabalıyorlardı.
 

Hiçbir şekilde yetişemediğimiz uzun ve yüksek dalların ucundaki bazı zeytinleri de “ kurtların, kuşların hakkı” diyerek amele özellikle bırakırdı. “Başakçı”ların da hakkı var değil mi, bir miktar zeytin de onlar için kalmalıydı. zeytini olmayanlar, vatandaşlar, zeytin toplama sezonu sonunda, bahçeleri dolaşıp kalan zeytinleri toplarlardı .
 

Fareler, sincaplar, ise yaprak altına, ağaç dibine veya ocağın içine düşen zeytinleri bulup, yiyerek kalan başaklardan rızkını çıkarırlardı.
Benim hikayemde burada başlıyor , yıl 1965 ben ve rahmetli canım
annem ile birlikte zeytin başağı yapmaya giderdik. O zamanlar
Karamürsel dağ taş zeytin ekili .Yöresel bir cins olan samanlı
zeytini en makbulü sonra eşek ve tirilye , başak ekseri kasım
ayında yapılırdı .

Kasım ayı çok soğuk olurdu o yıllar, insanın elleri donardı .Elimizde çuvallar otlar arasında hendeklerde ve çamur

içinde unutulmuş zeytinleri toplardık. Annem ve ben ekseri Arapoğullarının bahçelerinde başak yapardık. Başaktan eve döndükten sonra o zeytinleri cinsine ve kalitesine göre ayıklardık
 

Çok iyi olanları; benim rahmetli arkadaşım Hayati Şafak'ın dedesine
satar ve diğer ihtiyacımız olan ürünleri satın alırdık.Ev bütçemize büyük bir katkısı olurdu. Şafak'lar yüz yıldır Karamürsel'de zeytin ticareti ile iştigal ediyorlar. Kalitesi biraz daha düşük olanları hemen tuzlayıp yörede sele diye tabir edilen bir şekilde işleme tabi tutardık.

 

Eşek zeytinlerini ise çizerek kalamata olarak hazırlardık.Fakirliğin
gözü kör olsun zeytinlerin olmasını bekleyemezdik ve onları daha
olmadan acı acı yerdik. Çocukluğumdan kalma bu alışkanlık devam
ediyor .Ezik zeytinleri ise Arapoğullarının yağhanesine götürür
karşılığında zeytin yağı alırdık.

 

Yağhaneyi Arapoğullarının büyük oğlu rahmetli Mehmet abi işletirdi. Mehmet abi çok alicenap hayırsever bir zattı annemle bana hakkettiğimizden daha fazla
zeytin yağı verirdi. Toprağı bol olsun, kabrine nurlar yağsın melekler yoldaşı olsun...

 

Maalesef Karamürsel'de binlerce zeytin ağacını villa ve ev yapacağız
diye kestik daha sonra lahmacun fırınlarında yaktık!! bu ayıpta bize
yeter .Unutmayalım ki zeytin ağacı binlerce yıl yaşar ve hayatın
devam etmesini sağlar. Zeytin dört hak dinde de kutsaldır.

vedat1.20191123215615.jpg

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR