ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
5,3738
EURO
6,0725
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Hatice Yaşa / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

BEYAZ GÜL

14 Kasım 2018 Çarşamba 23:15

 

 

 

İnsan, düşünme ve konuşabilme yeteneği olan bir varlık…

İnsan gibi insansa huy ve ahlak bakımından olgun, üstün biri anlamına geliyor.

İnsaniyet ise mesela şimdi benim için bu satırları kucaklamanız demek. Haydi insanlık bende kalsın! Sadece bir dedikodu ya da duyum alır gibi uzaktan kulak kesilmenizle de yetinebilirim.

İçine toplumu da ekleyerek kavramları bir araya getirirsek ortaya çıkan şey, şaşılacak derecede muhteşem; öyle ki mutlu, özgür ve cesur bir dünya çizecek kadar kuvvetli… Düşünebilen, konuşabilen, evreni bir bütün olarak kavrayabilen ve hatta birtakım bulgular sonucu değiştirip şekillendirebilen insanların bir arada oldukları kültürel ve etkileşimli yapı…

Bu birliktelik, akrabalık kadar güçlü bir omuzdaşlığı sağlayabilir veyahut aynı derecede güçlü bir nefreti de büyütebilir. Bu sebeptendir ki toplum, çekirdeği insan olan insanüstü bir düzen olarak karşımıza çıkıyor. Bu kültürün öğeleri ise tüm görüntüyü uzaktan kumanda ediyor. Görüntü diyorum çünkü görünenin arkasındaki o büyük boşlukta insan kendi kurallarını, kuralsızlığını, sırlarını, gizlerini, alt bilincini, travmalarını, dertlerini ve günahlarını yaşıyor; kimi zaman da yaşatıyor. İşte tam da bu noktada o güzel resim karalara sürülüyor, gölgelerle kapanıyor, yıldızları sönüyor. Sıkıntı baş gösteriyor, kuralsızlıklarla dolu bir hayatı yaşayıp kuralcı bir maske takınan o Ademoğlu’nun sebep olduğu. Bu sahtelikler silsilesi içinde düşünceler bile; çürütüleceği, alaşağı edileceği, ayıplanacağı korkusuyla yüzleşmeye varamadan geri çekiliyor. Kelimeler boğazlarda tıkanıyor, gözler geri çevriliyor, kulaklar kapanıyor. Kimse görmüyor, duymuyor, konuşmuyor.

Ama yaşanıyor bu insanlık depremi…

Hayali bir düzlemde yaratılmış “güçlü” okyanusu ve içinde büyük dehlizlere gebe bir egosal üstünlük damlası yetiyor dalga dalga büyümesine. Ama ne yazık ki bir direniş, bir çığlık yetmiyor durdurmaya. Hani evreni bir bütün olarak algılayan insan var ya, bütünsel bir çözüme gidemiyor. Bunun için de ilk önce konuşması gerektiğini anlayamıyor. Temel yaşamsal ihtiyaçları arasında barınma, yeme, içme, uyku, hava olduğu kadar cinselliğin de olduğunu idrak edemiyor. Bu akşam ne yiyeceğini eşine sorduğu gibi nasıl bir gece arzu ettiğini de sorabilir oysaki… Erkek arkadaşlarıyla bitmeyen fantezi dünyasını paylaştığı kadar kız kardeşiyle güvenli cinsellik üzerine de konuşabilir mesela. Diline pelesenk olmuş sevgi barındırmayan argo sözcükler yerine ağız dolusu bir “sevişmek” diyebilir pekala.

Kendi içimizdeki vahşeti görmekten korktuğumuz kadar korkmuyoruz vahşete neden olmaktan.

İçimizde bastırdığımız arzuların, başkalarını acıtmasından sakınmıyoruz.

Vicdanı kör eden ahlaksızlıklara yüreğimiz dayanmıyor ama bunlara neden olan binlercesi yürekli yürekli dolaşıyor aramızda.

Biz içten sevdik hep ama dıştan çok acıttık canları. Biz, sözlere dökemedik sevgimizi; saramadık candan ama vurduk kırdık tek bir yanlışta. Biz, bir türlü sevişemedik ama taciz, tecavüz ettik defalarca…

Sahtelikler silsilesi içindeki insan gibi insan; insaniyet namına söyle, bunu kavrayabiliyor musun?

Korkma bu kitaptan… Putlaştırılmış bu tabuları yıkmaktan da korkma…

Bırak açsın bir gül,

Dikenlerin arasından.

Belki olur rengi, ışığı saklayan bir beyazdan…

 

ENSEST

kata.jpg

 

Evrensel bir tabu… Korku duyulan bir tema... Dillendirmeyi bile kendimize, başkasına yakıştıramadığımız bir yasak... Kulaklarımızı tıkayıp, gözlerimizi kapatıyoruz ama yaşanıyor bu insanlık depremi.

Romanın ana karakteri Bahar; siz, ben, hepimiz... Hayata tutunma çabası da umudumuz... Annelerim, kız kardeşlerim, ablalarım, teyzeler ve halalarım Bahar’la tanışsın isterim. Ama en çok ne isterim bilir misiniz; babalar, abiler, biraderler, delikanlılar, amcalar, dayılar Bahar’ın duygularını bilsin isterim.

Saygı ve sevgilerimle...

 

 

YORUMLAR
Sevgi ile
Nurten Tan
Sevgili Hatice hn,

Ne kadar güzel anlatmissiniz sevgiyi ve sevgisizligin sebep olduğu insanoğlunun içindeki yaralarını, hüzünlerini, depremlerini..... Bu beyaz güller hep açmalı, açmalı ki onları sol tarafimizda, kalbimizin üzerinde hep gururla ve sevgiyle tasiyabilmeliyiz. Kitabinizin sevgi ile yol almasını dilerim.
15 Kasım 2018 Perşembe 20:24
88.237.3.225
ÇOK OKUNANLAR