ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
3,5321
EURO
4,1743
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Leyla Yıldız / Uzman - Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Endüstriyel Tarımın Yapaylığında Sağlıklı ve Genç Kalmak

29 Haziran 2017 Perşembe 00:43

 

 

 

İlaç sanayisine yarayan endüstriyel tarım çevrede yarattığı kirlilikle insan sağlığına ciddi anlamda tehtitler savuruyor.

„Savaşa dur“ derken silah üreten fabrikalara güç yetmiyor. Dumana karşıyken sigara üretimi engellenemiyor.  İlaç sektörüne bağımlı tüm hastalıklara, hekimlere ve sağlık kuruluşlarına illaki güvenmekten başka çare bulunamıyor.

Dünya devleri (sahipleri) yediklerimizi kontrol ederek bizi ele geçiriyor.

En zengin endemik yapıya sahipken koruyamadığımız bitkilerimiz bize pahalı ilaç olarak geri dönüyor. HES’ler ekolojik denge sitemimizi çökertirken, yabancı sermayeye satılan arazilerimizde ağaçlarımıza kıyılıyor, yakılıyor. Taş ocakları hiç olmayacak sit alanlarına açılıyor. Çiftçimiz genleriyle oynanmış bir çok tohum ve hibrit tohumlarını kullanmak zorunda bırakılıyor. Bilinçsiz gübre kullanımı denetlenmiyor. Denizlerimiz kirletiliyor, kimyasal temizlik maddeleri toprağı ekşitiyor.

İnsanlık Ortaçağ arenasından kalma ilkel toplumlardan farksız doğamızın parçalamasını tezahüratlar eşliğinde izliyor.

İçtiğimiz suya varana kadar herşey endüstriyel tarıma gebe. Hazır yiyecekler uzun saklama süresini koruma amaçlı antibiyotik içermekte.

Endüstriyel tarımın insan sağlığına verdiği ciddi zararlardan sonra, kimyasal ilaçlarların da iyileştirmeye çalışması dairesel çizgide.

Bu gerçeklerden sonra uzun bir yaşamı mı yoksa genç görünümlü kaliteli bir yaşamı mı tercih edersiniz diye sorsam?

Hemen Uruk beyi Gılgamış’ın en iyi dostunu kaybetmesinden sonra kendisinin de bir gün öleceği gerçeğiyle karşı karşıya gelerek paniklemesi gibi „ölümsüzlük arayışına“ çıkıp, denizin dibindeki ölümsüzlük otunu mu ararız?

Ya da düşüncelerimizin önüne korku yerleştirmeden hayatı geldiği gibi mi karşılarız?

Geleneksel çin tıbbı insanın kendi toprağına benzediğini, kendi coğrafyasında yetişen herşeyin genleri ile uyum içerisinde olduğunu savunur. Bu sebeple Çin baharatlarının batılı insanlara yüzde yüz fayda sağlamayacağını düşündüklerinden kendi bitkileriyle batılıyı tedavi etmezler.

Köklerimize bağlı  yiyeceklerimizi terk etmememiz gerekir.

Tesadüfen zapladığım televizyon programlarından birinde başağrısı çeken bir seyirciye “şifacının” biri kaç miligram alacağını dahi açıklamadan magnezyum almasını önerdi. Üstelik ezbere kullanılan magnezyumun; solunum felci, hipertansiyon, böbrek rahatsızlığı, aritmi, şuur bulanıklığı ve ender de olsa doğabilecek en kötü sonuç kalbi durdurabileceğinin ikazını vermeden program reytingini yaptı.

Bilinçsiz vitamin kullanımı ve ölçüsüz bitki çayları kansere yol açar hatta karaciğeri bozar ve siroz hastası yapar. Çevre kirliliğini durduramayız ama bilgi kirliliğinden pekala korunabiliriz.

Doğduğumuz andan itibaren yaşlanma sürecimiz başlar. Bunun fark edilebilmesi yıllar alır. İnsanın ruhen ve bedenen yıpranmasının hızı ve seviyesi birçok etkene bağlıdır.

Genlerden gelen, huylarımız, zevklerimiz, bağımlılıklarımız, bedensel aktivitelerimiz hatta yüzümüzün şekli, kalıtımsal  özelliklerimiz, çevremiz, genellikle  kaderimizi belirler. Ve bunların çoğunu değiştirmek elimizde değildir. Fakat alışkanlıklarımızı ve zevklerimizi dengede tutabiliriz. Kanımıza karışıp hücrelerimize gidecek olan maddeleri kontrol edebiliriz.

Kirlettiğimiz doğanın bize sunduklarıyla sağlıklı kalmanın bir yöntemi de savunma sistemimizi güçlendiren antioksidan uygulamasıdır. Hava kirliliği, güneş, sigara, dengesiz beslenme, hareketsizlik, alkol, stres ve uyku bozukluğu, bizi harap edererek vücudumuzda serbest radikallerin artmasına sebep verir, bu bir çeşit zehirlenmeye (toksikasyona) yol açar. Serbest radikaller cildin gerginliğini sağlayan kollajen ve yağ dokularını ve vücuttaki tüm proteinleri sömürür, emer. Hücre yapısını, DNA’mızı bozar savunma sistemimizi zayıflatır… Bazı vitaminler (A, C ve E), mineraller ve amino asitler serbest radikalleri etkisiz hale getirirler. Yıpranmayı önlerler. Yıllar boyunca genç, canlı, enerjik ve güzel kalmamıza yardımcı olurlar.

Yeniden doğmak gibidir bu uygulamalar, zihnide boşaltıktan sonra bomboş bir zihinle yeniden doğar insan...

Sağlıcakla kalın.

 

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR