ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
3,7875
EURO
4,6596
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Adnan Tokuç / Muhabir

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Gerçek Fakirlik

30 Aralık 2017 Cumartesi 11:17

 

 

 

Marifet 'Sahip olamadığın' değerler üzerinden mutsuzluk ve umutsuzluk üreten bir yapı sipariş etmek değildir... Gerçekleri sarmalayan ve de samimi bir şekilde kucaklayan olgu; 'Sahibi olduğun' kalitelerin farkına varıp, bu evrende, ne kadar güçlü ve ne kadar muhteşem bir insan olduğunu bilmektir...

Hakikat şuurunu da, bu güzelliklere olan farkındalık olgusu yaratır... Zaten insanoğlu çok yatkındır 'ah ile vah'lamalarla hayatını idame ettirmeye...

Aslında, sadece sahip olduğu küçük bir organın, gün içerisinde hayatta kalmamız için neler yaptığını ve nelere muktedir olduğunun bir ayırdına varsa, vallahi de kafayı yer insanoğlu...

Nefes almanın ne kadar büyük bir mucize olduğunu ve evrenimizin mutlak sınırsız bolluk kavramı üzerine yaratıldığını idrak edecek bir beyin yapısına ulaşmanın gerçek koordinatları nerededir acaba?

Histeri sınırları içinde, 'ne olacak benim halim' diyerek 'gel-git'lerle geçirdiğimiz zamanın, sadece Onda birini 'olumlu' düşünce kalıpları için sarfetmeye yöneltsek, inanın hayatın sana geliş maliyeti ve haz katsayısı daha da değişik olacaktır... Tabii pozitif ve olumlu manadaki anlamı ile... Sınırsız mutluluk kavramına erişmek aslında, ütopya gibi gözükse de; asıl ve gerçek erişilmesi gereken bir çıta olarak karşımızda durmaktadır. Hem de hayatın dayatması ile...

Zira; o kadar müthiş güzelliklerin varlığına rağmen, ,insan yine de mutsuz olmak için adeta can atıyorsa; demek ki, mutluluk kavramı o kadar da kolay keşfedilen bir olgu olmasa gerektir... lakin, bütün bu barikatlara rağmen, insanların en büyük vazifelerinin başında, kendilerine emanet edilen ruh ve bedeni en layık olduğu biçimi ile mutlu ve huzurlu kılmaktır...

İşte burada ortaya bir yol ayırımı çıkmakta; ya sahip olmadığın metalar hakkında yoğun bir düşünce kulvarına girip kendini harap edeceksin, ya da; olumlu duygu ve düşünceler eşliğinde sahip olduğun güzelliklerin ayırdına varıp, dünyanın en zengin ve en mutlu insanı olduğunu kavrayacaksın.

Ama tabii; en derinden... Yapmacıksız, gayet samimi bir şekilde sana verilen kalite ve melekelerin farkına varıp, o sahip olduğun güzelliklerle neler yapacağının hesabını dahi yapmak ve o oluşumların planını çizmeye kalkışmak, oldukça heyecan verici bir durumdur...

Aklımızı ve enerjimizi sadece sahip olduğumuz kalitelere teksif ettiğimiz zaman, ortaya çıkacak olan enerjinin mükemmelliğini size tarif etmem pek de mümkün olmuyor ne yazık ki... Bu olguyu yaşamak gerek... Zira bazı 'Hal'ler yaşamadan, kavranılmaya müsait bir zemin oluşturmamakta...

Bizlere verilmiş olan ve diğer canlılardan bizi bariz bir şekilde ayıran, insan olma özelliğimizi pekiştiren 'Akıl' nimeti bile, tek başına muhteşem bir evrensel hediyeler manzumesidir... Her türlü güzelliklerin ve olumlu işlerin ana mutfağı haline getirilmesi durumunda, hayatımızda ki olumlu yaşam kalitesinin katsayısındaki artışa biz bile inanamayacağız...

Hani; 'Hayata senin verdiğin önem kadar, hayat da sana önem atfeder' vecizesini doğrularcasına, yaşam kalitemizi yükseklere çıkarmanın ana bilincine varmak, aslında bizler için en büyük sermaye ve öz kapital oluşumunu sağlamaktadır...

Bu dünyada, çok büyük arazileri, mal ve mülk sayısını kendilerinin dahi bilmediği o kadar çok zengin var ki... Ama; gerçek ve reel zenginlik kavramı bu ve buna benzer dünyevi metalar olmadığı için, insanların hep yanılageldiği ana nokta işte bu olmuştur... Zaten kırılma noktası da, işte tam burada başlamaktadır...

İnsanların, iyi ve kaliteli yaşamak için muhakkak tercihlerinde ilk ve birinci rolü oynayan mal ve mülk edinmeleri, ne yazık ki aşırı boyutlara ulaştığında ve hırsa bürünme emareleri gösterdiğinde, işte dönülmez yola girişin ilk başlangıcı olarak görmeye başlayabiliriz. Tabii; gönül gözümüz kapanmamışsa...

Mutluluk sadece mal da ve mülktedir deyip de, diğer insani özellikleri ihmal edenler, çok büyük bir yanılgı içerisinde terk-i diyar edeceklerini de bilmeleri gerekmektedir. Bu hiç değişmeyen 'Realiteler Manifestosudur'...

Çabaya, çalışmaya, mücadeleye, onurlu bir hayat kavgasına sonuna kadar evet... Amma; malın ve mülkün insani özelliklerini alıp götüren ve sadece para kazanmaya programlanmış robotlar haline getiren ana anlayışa da sonuna kadar hayır... İnsani özelliklerini muhafaza etmenin tadını alan bir insan, zaten ne anlatılmak istendiğini burada gayet iyi ve net bir şekilde anlamaktadır...

Her zaman mutlu ve huzurlu olmanın ana kriterleri, özüne yabancı kalmamaktır... Zengin olabilirsin ama; 

öze yabancılaşmaya başladığın an; 'Gerçek fakirlik' de başlamış demektir...

YORUMLAR
Gercek Fakirlik
Rose Simonian
Elinize saglik Adnan bey. Harika bi yazi. Tebrik ediyorum. Ve bunu eklemek istiyorum-\" Hayat catlak bardaktaki suya benzer. Icsende tukenir, icmesende. Bu yuzden hayatan tat almaya bakin.Cunku yasasanda bitecek, yasamasanda\".
10 Nisan 2013 Çarşamba 00:44
68.181.113.47
ÇOK OKUNANLAR