ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
7,8288
EURO
9,1832
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Güle güle Kezban Anne
15 Mayıs 2014 Perşembe 02:8:

Güle güle Kezban Anne

Gençlik yıllarını Almanya'da geçiren Kezban anne, hüzünlü, tatlı ve acı anılarıyla birlikte memleketine dönüyor. Dörk çocuk annesi, on torun ve beş torun çocuğu sahibi olan Kezban anne, 44 yıl sonra memleket hasretine son veriyor.

Haber Merkezi - BOBINGEN

Gençlik yıllarını Almanya'da geçiren Kezban anne, hüzünlü, tatlı ve acı anılarıyla birlikte memleketine dönüyor. Dörk çocuk annesi, on torun ve beş torun çocuğu sahibi olan Kezban anne, 44 yıl sonra memleket hasretine son veriyor. 1970 yılında tahta valiz ve içerisinde bir seccade bir de tesbihi ile Almanya'ya gelen Kezban anne, 1971 yılında eşi Zübeyir'i yanına getirtti. 1940 doğumlu olan Kezban anne, ilk olarak Kammgarn fabrikasında çalıştı ve daha sonra çeşitli firmalarda çalışarak, 21 iş yılı sonrasında emekli oldu. Höchst fabrikasında çalışan eşi Zübeyir ise, emekli olduktan sonra 2010 yılında Türkiye'de izinde iken hayatını kaybetti. Eşinin vefatından sonra çocukları ile hayata bağlanmaya çalışan Kezban anne, "Gurbetlik artık yeter" diyerek kesin dönüşe karar verdi. Almanya'da geçen gençliğini, acılarını çektiği çile ve yoksullukları anlatırken göz yaşlarını tutamayarak devamlı ağalayan Kezban anne, anılarını gözü yaşlı bir şekilde anlattı.

Gelir gelmez hasta olmuştu 

Keban anne, "1971 yılında Almanya'ya geldiğimde sıkıntıdan bayılma hastalığına yakalandım, her üzüntümde devamlı bayılıyordum ve yalnızdım. Kaldığım tek pencereli çatı katında içeri ışık girmediği için gündüzleri bile fener yakmak zorunda idik. Gece ve gündüzleri bile korkuyordum ve devamlı üşüyordum, çalışmak zorunda idim ve ne kadar ağır işler varsa genelde hep Türkler bu işlere layık görünüyordu. Şimdi ise o ağır işlerin acısını çekiyorum her yerim ve acılarım sanki isyan ediyor. En büyük sorunumuzun Almancayı bilmemekti ve yine bir fabrikada çalışırken geçirdiğim bir kazayı kimseye söylemedim, korktuğumdan hep sakladım ve acı içinde çalışmaya devam ettim. Hastalığımı fark eden usta başım beni hastaneye götürmek istedi, ben yine anlamadım ve korktuğum için hastaneye gitmek istemedim. Biraz Almanca bilen bir Türk sayesinde zorda olsa anlaşarak ikna oldum. Doktorun rapor yazmasına rağmen yine korkumdan hasta halim ile ertesi gün işe gittim."

Zorlu bir hayat

"Evden çıkıp fabrikaya giderken yanlış otobüse bindiğimi fark ettim ve yine korku başladı, nerede olduğumu bilmediğim için, otobüs beni geri götürür diye inmedim ama son durağa gelmişim, otobüs şoförü inmemi söylüyormuş bana, anlamadığım için ben yine oturuyordum. Şoförün bağırışları çoğalmaya başladı, ben yine de bir şey anlamıyor ve Türkçe olarak beni geri götürmesini söylüyordum. Tesadüfen oradan geçen bir Türk'ü yakalayan şoförün tercüme edilen talimatı ile  mecburen otobüsten indim. O anda oturdum ve başladım ağlamaya çünkü yapacak başka bir şeyim yoktu. Saatlerce bekledikten sonra bisiklet ile gezen bir Türk bayan gördüm ve bana yolu tarif etti, ben yine anlamadım. O da o tarafa doğru gideceğini söyleyince onu takip ettim bayan bisikletle gitmesine rağmen ben yaya olarak, onu kaybetmemek için adeta bisikleti geçmek üzere idim ve işyerini nihayetinde buldum. İse başladım ama her yerim koşmaktan sırılsıklam olmuştu. Beni gören usta başı böyle çalışamayacağımı söyleyerek, o gün bana izin verdi."

Ağır iş ortamı

 "Bir bayan olarak yaptığımız işler gerçekten çok ağırdı. Elektrik direklerini dikiyorduk, ellerimiz yara bere içerisinde kalıyordu. Kışın soğuktan donuyorduk, sesimiz titriyor konuşamıyorduk, dil bilmediğimiz için de derdimizi kimseye anlatamıyor ve hakkımızı arayamıyorduk. Her hastalığı her ameliyatı geçerdik bu acı gurbette. Korktuğumuzdan hasta halimizle yine işe gittik ve günde en az 12 saat çalışıyorduk, iki mark saat ücretimiz vardı.  Türkiye'de çektiğimiz yokluktan dolayı, çocuklarımı bırakıp Almanya'ya gelmek zorunda kaldım, yıllar geçmesine rağmen çocuklarımdan ayrılışımı hiç unutamıyorum, aklıma geldikçe kendimi tutamıyor saatlerce ağlıyorum." 

Tesellisi çocukları 

Konuşmamız arasında devamlı eski fotoğraflara bakarak ağlayan Kezban anne, resimdeki kişilerin çoğunun vefat ettiğini söylüyor ve eşininin de resmini göstererek, "Zübeyir'im de vefat etti" diyerek hıçkırıklara boğuldu. "Gençliğimi alan Almanya'ya artık veda zamanı geldi, torunlarımı ve çocuklarımı şimdi burada bırakıyorum, ama onlar o çileleri çekmeyecekleri için içim çok rahat ama yinede yarı yanımı burada onlarla bırakıyorum. Çocuklarımdan Allah razı olsun, hepsi hayırlı birer evlat oldular bana" diyerek sözlerini tamamladı Kezban anne. 

kezban_2.jpg


 

 

Bu haber toplam 2253 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR