ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
4,0581
EURO
4,9812
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Adnan Tokuç / Muhabir

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Konserlere Bedava Girmeye Çalışmak Bir Meziyet Değil Ahlaksızlıktır!

20 Mart 2018 Salı 23:31

 

 

Bedavacılık bir meziyet değildir...

Münih’te ne zaman bir konser veya bir kültürel etkinlik düzenlense; anında bu konsere veya etkinliğe ‘Nasıl ederim de bedava girerim’ diyen alakasız bir sürü adam veya kadın peydah olur... Tamam; burada giriş parasını son kuruşuna kadar verip etkinlikleri helalinden izleyenlere kesinlikle hiç bir lafım yok... Onlar benim için gayet değerli insanlardır...

Ama gel gelelim bu etkinliklere bedava ve pişkince para vermeden yüzsüzce girip, emek hırsızlığı yapanlara da arada bir dokundurmak gerekmektedir... Zira hepimizin bildiği gibi, bir olayı organize etmek, başından sonuna kadar işin içinde kalmak, hem çok yorucu hem de oldukça maliyetli bir iştir.

Sanatçıların hak edişi, onların otel ve ulaşım masrafları, salon kirası, reklam için ödenen meblağlar, afiş ve bilet baskı paraları da derken, yüksek masraflar zaten yeterince bu işi organize eden adamın belini bir hayli bükmekte... Bütün bunlar yetmiyormuş gibi; bir de ilgili ilgisiz tiplerin organizatörü arayarak etkinliği bedavaya getirmek istemesi de ayrı bir garabet oluşturmakta...

Yahu adam zaten o kadar masraf yapmış... Dünya yükün altına girmiş... Salonun kapasitesi belli... Almışsa bir kaç kuruş sponsor desteği almış ama o da devede kulak. Yani varsa paran git izle... Yoksa ne diye bedava gireceğim diye şekilden şekile giriyorsun ki? Otursana evinde...

Bir nebze de olsun, karşı tarafı düşünsen ölür müsün? Yok olur mu hiç? Adam bedava mezar bulsa yeminlen girmeye üç gün önceden hazır... Böyle enteresan bir zihniyet var ne yazık ki... ‘Peki biletini alıp da paşa paşa izleyen seyirciler enayi mi?’ diye soracak oluyorsun elemana; sana pişkin pişkin sırıtıp; ‘O benim sorunum değil’ diye bir de utanmazca cevap veriyor...

Bugün bu yazıyı çok sevdiğim bir organizatör dostumun bu beleşçi zihniyete sahip insanların bitmek ve tükenmek bilmeyen yüzsüz istekleri karşısında bunalarak bana şikayet etmesi üzerine kaleme aldım...

Az çok ben de, bu tipleri mesleğimin gereği tanıyorum. Bu tiplerden ne yazık ki bizim basın camiasında da bolca var... Adam haber yapmaya geliyor, yapacağı üç kuruşluk bir haber için yanında anasını danasını ve neredeyse tüm akraba takallutunu beraberinde salona getiriyor... Ve ayrıca adam gazeteci olduğunu iddia ediyor ama; elemanı bırak bir haberde görmeyi, ilk defa orada görüyorsun iyi mi? Hani Münih'teki basın camiasında çalışan emekçi arkadaşlarımızı tanıyoruz... Da sen kimsin be arkadaş... Gazeteciliğin sadece konserlere bedava girmek isterken mi aklına geliyor?

El insaf be birader...

Bir de nereden elde ettikleri bilinmeyen uyduruk basın tanıtım kartı sahibi olan ve hayatında tek bir habere imza atmamış tipler bir bakıyorsun hepsi salonun önünde gazeteci pozlarında beleşe girmek için sıra bekliyorlar...Bir kaç resim çekip, haber yazacağın bir etkinlikte bir tek kişi yetiyorken, maşallah bir bakıyorsun adam resmen bir orduyla gelmiş...

Hadi ne ettin ettin konsere veya bir etkinliğe bedava girdin; olayı bedavaya getirdin; peki bu beleşçilik senin içine sindi mi? Bu yaptığın düpedüz ahlaksızlık ve emek hırsızlığı olmuyor mu? Yani o kadar insanın emeği vereceği bir etkinliğn 20 veya 25 euro kadar değeri yok mu senin nezdinde?

Senin paran ve emeğin değerli oluyor da; başkalarının emeğine niye bu kadar kör ve saygısız bakabiliyorsun...

Bu manzaralar gerçekten burada yaşayan nezih Türk toplumuna hiç yakışmıyor... Neticede vereceğiniz bu parayla, organizatör arkadaşımız masraflarını çıkardıktan sonra, geçimini idame ettirecek. Ama bizim toplumdaki genel kanaat; bu tip organizasyonlara para vererek girmeyi enayilikle bir tutmak anlamına gelmekte...

Bu beleşçiliği hayatının ana gayesi yapmış olan tiplerin ne amatörce musiki yapanlara saygısı var; ne de sanat icra edenlere... Bir de bu tür etkinliklere bedava girmeyi marifet zannedenler var... Yalan dolan ile elde ettiğin her kazanç, aslında katıksız bir hırsızlıktır... Evet bunun adı düpedüz hakka tecavüzdür...

Ve şunu çok açıkça ifade edeyim ki; bu zihniyete sahip insanların hayatta hiç bir zaman için mutlu ve huzurlu oldukları görülmemiştir...  

Ve organizatör arkadaşım bütün bunları sıraladıktan sonra; ‘O kadar bıktım ki bu beleşçilerden, canım gibi sevdiğim bu işten bile beni soğuttular. Bırak hepsini, bilet ayırdığım insanlar bile, etkinlikten sonra beni arayıp kuru bir teşekkür bile etmediler’ dedi...

Ben de ona; ‘İyi ki bu beleşçiler çoğunlukta değiller, yoksa sen çoktan havluyu atmıştın’ dedim...

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR