ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
5,5632
EURO
6,4169
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Konuk Yazar Şaban Turhal
02 Mayıs 2018 Çarşamba 23:00

Konuk Yazar Şaban Turhal

Siz Haber bayern okuyucuları için konuk yazar olarak 01.05.2018 Salı günü Tv den dinlediğim Saadet Parti liderinin konuşmasinin notlarımı sizler le paylaşmak istedim.

 

 

Siz Haber bayern okuyucuları için konuk yazar olarak 01.05.2018 Salı günü Tv den dinlediğim Saadet Parti liderinin konuşmasinin notlarımı sizler le paylaşmak istedim.

Notlarımın sonun da yorum ve tekliflerim de olacak.

Ön yargısız,tarafsız düşünerek okumanızı tavsiye ediyorum.

Kucaklayıcı ve hamasetten uzak üslubuyla partili partisiz herkesin sempatisini kazanan Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu, Saadet Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı oldu. Saadet Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, adaylığı açıklandıktan sonraki ilk açıklamasında çok önemli konulara dikkat 

çekti.

Son dönemlerin en dikkat çeken çıkışını yapan Saadet Partisi, cumhurbaşkanı adayını başkent Ankara’da coşkulu bir programla açıkladı. 

Mücadele, hak yiyenlerle, hakkı yenenler arasında olacak dedi.

Seçimlerin bir demokrasi yarışı olduğunun altını çizen Karamollaoğlu,siyasal partiler birbirlerinin düşmanı değil, rakibidirler. 

Hepimiz daha iyinin, daha güzelin mücadelesini vereceğiz. 

Bu yüzden bir çağrıyla başlamak istiyorum, ilk çağrımız şudur: 

Bu süreçte herkes üslubuna dikkat etsin. 

Birbirimizi suçlamak, yaftalamak yerine projelerimizi anlatalım. 

Bu ülke için, bu millet için yapacaklarımızı anlatalım. 

Öfkeyle, nefretle değil, sağduyu ve nezaketle hareket edelim. 

İlk günden itibaren söylüyorum; bu ülke için en büyük tehlike kutuplaşmadır. 

Oy devşirmek için toplumu germek, seçimi savaş gibi göstermek, milli-gayri milli gibi tanımlara girmek bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.

Bu yeni dönemde nefret değil, kardeşlik büyüteceğiz. 

Kin ve öfke değil, merhamet büyüteceğiz.  

Düşmanlarımızın değil, dostlarımızın sayısını artıracağız. 

Bu coğrafya hepimizin. 

Acının tarifi olmaz. 

Acının ırkı, dili, rengi, bölgesi olmaz. 

Gazze de bizim, Cizre de bizim. 

Yitip giden gencecik fidanlar hepimizin geleceği. 

Bu coğrafyaya barış ve kardeşlik kan dökerek değil, ter dökerek, dil dökerek gelecektir.

İktidarı değil, bozulan düzeni değiştirmek için uğraşıyoruz. 

Yoksa sistem aynen devam ettikten sonra Ahmet gitmiş Mehmet gelmiş, A partisi gitmiş B partisi gelmiş bir anlamı olmaz. 

Bu süreci de kişiler, partiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yürüteceğiz.”

Bu yeni dönemde nefret değil, kardeşlik büyüteceğiz. 

Kin ve öfke değil, merhamet büyüteceğiz.  

Düşmanlarımızın değil, dostlarımızın sayısını artıracağız. 

Şimdi buradan tüm ülke insanımıza sesleniyoruz. 

Sadece dilimizle değil, tüm kalbimizle sesleniyoruz. 

Bu coğrafya hepimizin. 

Acının tarifi olmaz. 

Acının ırkı, dili, rengi, bölgesi olmaz. 

Gazze de bizim, 

Cizre de bizim. 

Yitip giden gencecik fidanlar hepimizin geleceği. 

Bu coğrafyaya barış ve kardeşlik kan dökerek değil, ter dökerek, dil dökerek gelecektir. 

Bu coğrafyanın ilacı Washington’un, Brüksel’in, Tel Aviv’in değil, 

Ankara’nın, Bağdat’ın, Şam’ın, Tahran’ın elindedir. 

Türk’ün, Kürt’ün, Arap’ın, Fars’ın kardeşliğindedir. 

Ve elbette biz binlerce yıllık bu kardeşliği yeniden tesis edeceğiz. Bunun için her kapıya gideceğiz. 

Her eli tutacağız, her yüreğe dokunacağız. 

Aklımızda, gönlümüzde, dilimizde iyilik ve güzellikten başka bir şey olmadığını göstereceğiz. 

Sadece oy istemek için değil, kalp kazanmak için gideceğiz. 

Çünkü biz siyaseti kalbi kırıklar için yapıyoruz. 

Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.

Bu kadar imkâna sahip bir ülke; hâlâ borçla ayakta duruyor, hâlâ işsizliği konuşuyor, emeklisi açlık sınırında yaşıyorsa bu o ülkenin değil, o ülkeyi yönetenlerin beceriksizliğidir. 

Bizim bütün kaynak ve yatırım projelerimiz hazır. 

Çünkü iktidar; proje hazırlama yeri değil, hazırlanan projeleri hayata geçirme dönemidir. 

Milletimizin en ufak bir şüphesi olmasın. 

Saadet Partisi olarak iktidara hazırız. 

Projelerimiz hazır. 

Kaynak paketlerimiz hazır. 

Üretim hamlelerimiz hazır. 

Türkiye’nin 81 ilini, 81 ayrı sanayi ve üretim merkezi yapacak kalkınma planlarımız hazır.

Adaylık konusunda şahsıma gösterdiğiniz ilgi ve teveccüh için sizlere teşekkür ediyorum. 

İnşallah bu görevi sizin asalet ve nezaketinize uygun bir şekilde yerine getirmeyi Cenab-ı Allah bana nasip eder. 

Bu süreçte şüphesiz en büyük güvencemiz yine sizlersiniz. 

Çünkü Saadet Partisi’nde, davasına sımsıkı bağlı, sağlam bir teşkilat var. 

Saadet Partisi’nde millete hizmet için ibadet aşkıyla çalışan bir kadro var. 

Belki, Saadet Partisi’nin Hazine’den aldığı trilyonlarca liralık seçim yardımı yok. 

Kullanacağı devlet uçakları, devlet araçları, devlet imkânları yok. Ama Saadet Partisi’nde inanç var, azim var, bereket var.  

Vatan söz konusu olduğunda tavizsiz bir gayretle çalışan, fedakârlık abidesi yüz binler var. 

İşte bu kadro Türkiye’nin güvencesi, Türkiye’nin sigortası, Türkiye’nin teminatıdır.

Bir araştırmaya göre; insanımızın yüzde 74’ü kendisini uzak hissettikleri partinin taraftarlarından biriyle iş yapmak istemiyor. Yüzde 70’i komşu olmak istemiyor. 

Yüzde 68’i çocuklarının, çocuklarıyla oynamasını dahi istemiyor.  Bu tablo gösteriyor ki; siyasetin de, medyanın da, toplumun da bu seçimdeki ilk görevi bu kutuplaşmayı önlemektir. 

Partilerimiz, düşüncelerimiz, çözüm yollarımız farklı olsa da hepimiz bu ülkenin insanıyız; dertlerimizi, sıkıntılarımızı birlikte çözeceğiz.

Biz kişiler üzerinden değil, ilkeler ve prensipler üzerinden siyaset yapıyoruz.

İktidarı değil, bozulan düzeni değiştirmek için uğraşıyoruz. 

Yoksa sistem aynen devam ettikten sonra Ahmet gitmiş-Mehmet gelmiş, A partisi gitmiş, B partisi gelmiş bir anlamı olmaz. 

Biz kişilerin değil, sistemin alternatifiyiz. 

Bu süreci de kişiler, partiler üzerinden değil, ilkeler üzerinden yürüteceğiz.

Saadet Partisi olarak ilkelerin ve prensiplerinin belli olduğunu.

Biz; kutuplaştırıcı değil, kucaklayıcı bir siyaset anlayışına sahibiz. Ayrıştırıcı değil, birleştirici; ötekileştirişi değil, uzlaşmacı bir anlayışa sahibiz. 

Kuvveti değil hakkı üstün tutar, menfaati değil hizmeti esas alırız. Biz planlı ve programlı çalışırız. 

İşi ehline veririz. 

Kapımızı herkese açık tutar, partizanlık yapmayız. 

Emanete ihanet etmeyiz. 

Çalmayız, çaldırmayız. 

Kanmayız, kandırmayız,

diyerek Saadet Partisi’nin ilkelerini ortaya koydu.

Elbette elimizde sihirli bir değnek yok. 

Bir dokunuşta her şeyi düzelteceğiz demiyoruz. 

Ama 3 yıl içinde ekonomisi güçlü, halkı müreffeh, barış ve kardeşlik yurdu bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. 

İlk olarak kırılan kalpleri onaracağız. 

Yıkılan güveni onaracağız. 

Toplumsal barışı tesis edeceğiz. 

Çünkü barış olmadan yatırım, yatırım olmadan üretim, üretim olmadan kalkınma olmaz. 

Beraberinde Türkiye çapında bir yatırım hamlesi başlatacağız. Planlamaya önem vereceğiz. 

Kaynakları verimli kullanacağız. 

İsrafı önleyeceğiz. 

Gösteriş ve şatafat için değil, üreten ve üreterek güçlenen Türkiye için yatırım yapacağız. 

Böylece tarımdan hayvancılığa, sanayiden yüksek teknolojiye, madencilikten enerjiye Türkiye’nin dört bir yanında kuracağımız tesislerle, büyük bir atılım dönemi başlatacağız.

Huzurlarınızda söz veriyorum, bizim yönetimimizde ,

5Y ye izin verilmeyecek,

yolsuzluğa, 

yandaşlığa, 

yalakalığa, 

yasağa, 

yağmaya,

izin verilmeyecek. 

Garip, gurebanın hakkını yetim hakkı korur gibi koruyacağız. İhalelerde şeffaf, denetlemede son derece titiz olacağız. Çevremizde yalakaların öbekleşmesine müsaade etmeyeceğiz. Farklı fikir ve düşüncelere itibar edecek, hoşumuza gideni değil hoşumuza gitmese de doğru olanı yapacağız. 

Çevrenin, tarihin, sahillerin, yeşil alanların talan edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. 

Türkiye’yi normalleştireceğiz. 

OHAL’i kaldıracağız. 

Şiddete başvurmadığı sürece her tür fikir ve düşüncenin önünü açacağız.

5A’dan da asla taviz yok.

Akıl; 

akıl bir işin sonunu görmektir. 

Akıl ile hareket etmezseniz 15 günde Şam’da namaz kılacağız der, sonra 15 yılda işin içinden çıkamazsınız. 

Türkiye’yi tek akıl ile değil, ortak akıl ile yöneteceğiz. 

Adalet: Suçlu olan kızımız Fatıma da olsa adaletten taviz vermeyeceğiz. 

Bir kararname ile on binlerce garibanı işinden, evinden, ailesinden eden, ama arkası olanı görmezden gelen anlayışa son vereceğiz. Ahlak: 

Ahlak bir toplumun mayasıdır. 

Ahlak ve maneviyat olmadan da bir ülke kalkınamaz. 

Yönetimde, siyasette ahlakı hâkim kılacağız. 

Adanmışlık. 

Asalet. 

Bu son ikisini anlatmaya gerek yok.  

Adanmışlık 

ve 

asalet nedir görmek isteyen işte bu salona baksın. 

Çünkü bu salonda; hiçbir makam, hiçbir menfaat beklemeden, bu ülke için gecesini gündüzüne katan adanmış yürekler var. 

Bütün haksızlıklara, bütün imkânsızlıklara, bütün engellere rağmen asaletinden ve duruşundan taviz vermeyenler var. 

Şartlar ne olursa olsun yolundan dönmeyenler var.

İyi, güzel söylüyorsunuz da bütün bunları bu kadar kısa sürede nasıl yapacaksınız?” sorusunu kendisine soran Karamollaoğlu, cevabını ise şu ifadelerle sıraladı:

Biz 15 yıl değil, 11 ayda D-8’leri kuranlarız.

Biz 11 ayda cumhuriyet tarihinin ilk ve tek denk bütçesini yapanlarız.

Biz 11 ayda zarar eden bütün KİT’leri kâra geçirenleriz.

Evet, biz, 15 yıl değil, 15 ay değil, 15 gün değil bir gecede Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yapanlarız. Yaptık, yine yaparız.”

5A’DAN ASLA TAVİZ VERMEYECEĞİZ

Akıl

Adalet

AhlÂk

Adanmışlık

Asalet

5Y’YE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ

YOLSUZLUĞA

YANDAŞLIĞA

YALAKALIĞA

YASAĞA

YAĞMAYA

Bu konuşmadan çıkardığım düşüncelerim ve İktidarın 16 yıllık karnesine kısa bir bakış yapayım dedim ve neler görebildim.

Dış politika: Tam bir kaos!

Terör: Dağ başlarında teröristler vardı. 

Şimdi sınırlarımızda ağır silahlı terör orduları var.

Milli Eğitim: Hala sistem tartışması var, ABD belirliyor.

Şehircilik: İhanet, ihmal, rant!

Bayındırlık:Çok başarılı. 

Yalnız "yap işlet devret"te abartılı garantiler hazineyi bitiriyor.

Milli Savunma: Kıymıntı başarılar abartılıyor. 

Siparişler ve paraları rehin verilmiş. 

Uçak, tank, helikopter, füze hayal! 

Sanayi; Satış, yıkım.

Tarım:Dışa muhtaç duruma gelmiş.

Hayvancılık:Et ve hayvan ithali rekorlara doymuyor.

İhracaat:Rekor kırmış.

İthalat: Süper rekorlar kırmış

Açıklar:Dış ticaret açığı dudak uçuklatıyor, cari açık kapanamaz boyutlarda.

Maliye:Meteliğe muhtaç hale gelmiş.

Başörtüsü:Büyük ölçüde halledilmiş.

Asayiş:Suç oranları fırlamış, ilkokul çağına inmiş.

Kumar, içki, zina, şiddet, ahlaksızlık,patlamış

Dış ve iç borçlar:Ödenemez boyutlara çıkmış.

Nüfus hareketleri:Anadolu boşalmış, büyük şehirlere insan seli akmaya devam ediyor.

Liste uzayabilir,fakat ben kısa bir yorum ve teklif yaparak yaparak yazımı sonlandıracağım.

24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine Mühalefet partileri ittifak yapmalıdır.

Ana muhalefet partisi CHP’den İktidar üzerinde ıslah edici bir rol oynaması da pek mümkün görünmüyor.

CHP nin İleri sürdüğü gibi demokratik hukuk devletinin inşasını veya ihyasını samimiyetle arzu ettiğine AK Parti tabanını inandıramaz ve iktidara yönelttiği bir eleştirinin haklılığı fevkalade doğru olsa bile AK Partililer nezdindeki olağanüstü sevimsizliği yüzünden bu cenahtan takdir toplayamaz.

Ülke siyasetinin Ak Parti ile akraba bir alternatife ihtiyacı var.

AK Parti ve Erdoğan’a düşmanlık etmeyecek.

Onların doğrularını sahipleniyoruz, 

yanlışlarını düzeltmeye adayız’ diyecek bir hareket olursa ve bu hareket güçlü bir rüzgâr estirebilir.

Ak Parti’nin yerini alır veya Ak Parti’yi hatalarından dönmeye zorlar.

Şahsî menfaatler ve parti menfaatleri memleket ve ötesi için doğru olan şeylerin yapılmasını gerektiriyor.

24 Haziran seçimlerinin Ak Parti-CHP yahut ‘Erdoğan ve düşmanları’ diyalektiğine mahkûm edilmemesi gerekir.

Böyle bir mahkûmiyet pek çok seçmenin iradesinin özgürlük alanını sınırlandırır ve özgür oy kullan ma imkânsız kılar. 

Mühalefet partililerin tercih imkânları çoğalmalı, “kerhen”ler azalmalı.

Ak Parti’yle bir düşmanlık ilişkisi geliştirmeyip ölçülü muhalefetiyle temayüz eden bilge başkan Temel Karamollaoğlu’nu cumhurbaşkanlığına 4 mühalefet partilerin İyi parti,CHP,DP ve Saadet Partisi ortak aday göstermesi bu bakımdan isabetli olacaktır. 

Karamollaoğlu, cumhurbaşkanı seçilemese bile(Ben şaban Turhal olarak seçilmesini yüz de 60 görüyorum,çünkü en az yüzde 20 oy Ak partiden gelir,alternatif görmediği için mecburen Ak partiye oy verenleri biliyorum ) hatırı sayılır bir oy oranına ulaşsa bile yeni dönemde iktidarın doğrularını çoğaltmaya ve yanlışlarını azaltmaya hizmet edecek bir baskı unsuru haline gelebilir.

Bu tabii ki Şahsî menfaatler ve parti menfaatleri memleket meselesinin ötesine geçirmezlerse,İyi parti,CHP ve DP liderlerinin genel tavrı ortak aday Temel Karamollaoğlu olmalıdır der hayırlı günler dilerim.

Şaban Turhal

Freising

 

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR