ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
7,6145
EURO
8,9362
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Körler Sarayında; Şaşılar Kral Olurmuş!
24 Kasım 2013 Pazar 01:30

Körler Sarayında; Şaşılar Kral Olurmuş!

Güzel sesi ve örnek kişiliği ile tanınan Hanımefendi Sanatçı Sevinç Arda konuğumuz oldu. Nilgün Stauch'un yaptığı söyleşiyi ilgi ile okuyacaksınız.

 

Röportaj Nilgün Stauch

Geçtiğimiz günlerde bir konferansa davet ettiğim ve orda canlı tanıştığım buram buram Mersin kokan hanımefendi kişiliği, sıcak kanlılığı, sevecenliği , kendine has konuşması  ve gönüllere taht kurmuş billur gibi bir ses ile dikkatleri üzerine çeken ses sanatçısı Sevinҫ Arda ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik…

N.S: Öncelikle sizi tanımak isteriz. Sevinҫ Arda Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1990’dan bu yana yurtdışında (İsviҫre-Almanya)‘da yaşıyorum.Türk Müziği icra ediyorum.
Güzel sanatların en  etkili dalı olduğuna inandığım ve direk kalbe hitap eden müziği , insanların ve farklı kültürlerin  yakınlasması amacıyla bir köprü olarak  değerlendiriyorum.

N.S: Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz?

Fotoğraf çekmeyi, yüzmeyi ve voleybol oynamayı ҫok severim. Kişisel gelişim kitapları okurum, resim kabiliyetiminʽde iyi olduğunu söylerler... Özellikle ҫiҫek ve portre …hayvanlar alemi belgeselleri ve hayvanat bahҫelerini izlemekten gezmekten  ҫok keyif alırım.

Sevginin her kapıyı aҫan sihirli bir anahtar olduğunu düşünürüm:

'Bilgiden çok anlayış.
ifade dolu bir sessizlik.
kendini kanıtlama gereği duymayan alçakgönüllülük.
zarif bir basitlik.
büyük bir ruhsal rahatlık ama pasiflik değil.
hakimiyet peşinde olmayan otorite.
elde edilemeyen, ancak keşfedilen.
bilgilerden geçip basitliğe varmış"  bir insanım işte…

N.S: Ögrenim durumunuz?  Aldığınız egitimler ?

Mersin’de İlk-Orta-Lise, Adana Ҫukurova Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği  3. Yıl ayrıldım.
Müzik hep vazgeҫilmezim olarak ön plandaydı. Musiki cemiyetleri, özel şan, solfej, nazariyat dersleri , enstrüman kursları aldım. Yurtdışında   daha da ağırlık verdim müzige. ˮElena Khayfits, Gerti Güra, Joanna Schuhhart-Keetman, Erol Seber,Halil Atılgan ve Daniela Bianca Gierok’dan  aldığım farklıve birbirini tamamlayan derslerle  musiki okyanusunun kıyısından yavaşca süzülmeye başladım..

N.S: Müzik ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Annem koyu bir Sevinҫ TEVS  hayranıymış. (Sevinç Tevs, İngiliz medya devi BBC'ye ve Almanya-Berlin Televizyonu'na çıkan ilk Türk şarkıcıdır. Sözyazarı Sehrazat’ın annesi) İsmimiʽde bu yüzden Sevinҫ koymuşlar. Su isterken bile sarkı söyleyerek istermişim. Mikrofonla ilk  okuduğum şarkı Barış Manco’nun dağlar dağlar şarkısıdır. Babamın ve amcamın muhteşem seslerinden  ve pikaptan, radyolardan  şarkılar, tangolar dinleyerek, abilerimin saz ve gitar, piyano ,flüt enstrümanlarının nağmeleri  ile büyüdüm. Evimizde  yüzlerce 45’lik ve 33’lük (long Play) vardır… Korolarda hem THM(Türk Halk Musiği) hem de TSM (Türk Sanat müsiği)ve üniversite yıllarımda aranjmanlar , batı müziği okudum. Hem alaylıhem de okulluyum yani

N.S: Öncelikle yaptığınız müziğin adı nedir, nasıl tanımlıyorsunuz, İlk albümünüz ne kadar sürede oluştu, kurguladığınız şekilde oldu mu?

Yaptığım müzik Türk Müziği. Bunun iҫerisinde , AĞIRLIKLI  Sanat müziği olmak üzere, eski aranjmanlar, latin müziklerden dilimize uyarlanmış türk hafif müziği şarkıları, Türk Halk Müziğinde klasikleşmiş  türküler ve 70’lerin 80’lerin  dillerden düşmeyen aranjman dediğimiz  tarzlar da var.

Tek bir ҫekmecenin iҫerisine girmek istemediğim iҫin, kulağıma güzel gelen  her tarzdan kaliteli müzik icra etmeyi seviyorum.

2 ay ( aranjeler, stüdyoda enstrümanların tek tek çalınması vs) ama ben 1 haftada  şarkıların hepsini okuyup çıktım…

Albümde okumak istediğim  birçok şarkıyı değiştirmek zorunda kaldım çünkü Türkiye'de  sanatı sanatçının yapmak isteyenlerin ayaklarının önüne taş değil kaya konuluyor ve dışarıdan gidenlere gerçekten aşırı pahalı bir bütçe çıkarılıyor. Bu yüzden istemeden de olsa anonim veya eski şarkıları seçme alternatifini kullanıyorsunuz. Albüm, repertuar aşaması, aranjeler dahil  çok kısa bir sürede oluştu. Okumalarım  neredeyse tek okumadır ve teknik hiçbir ses oyunu yapılmamıştır.  Bunu büyük bir gururla söyleyebilirim.

 

arda1.jpg

Yazarımız Nilgün Stauch, ünlü ses sanatçısı Sevinç Arda (Sağda) ile birlikte görülüyor

 

N.S: Türkiye'de ses sanatҫısımeslegini nasıl buluyorsunuz? Ses sanatҫısı olmanın zorlukları / kolaylıkları nelerdir?

Solist veya vokalist kelimeleri bence cok daha uygun.Sanatcılık  bambaşka bir olay.

Zorluk ; sanata saygısı olup, kriterleri olan, bilgili, kültürlü ; sanata ve dinleyiciye  hizmet etmek isteyen  vokallerin büyük kanallara ҫıkıp , kendini gösterebilmesi,  hiҫbir ödün vermeden, kalitenizi sunabilmek. Eşit şartlarda , eşit kuvvetlerle kulvarda koşamamak.

Kolaylık ise  arkasında dostu ve postu olan,  uҫuk kaҫık sözler ve görselliği ҫirkinlik derecesinde ön plana ҫıkaranların müzik platformunda, medyanın  gözardı edilemeyecek desteği ve akıl oyunlarıyla bir günde de meşhur olabilmek… seҫim size kalmış, ya zor yolda tırnaklarınızla kazıyıp bir yerlere gelmeyi, ya da karakterinizi ve değer yargılarınızı bir kenara birakıp, kısa yoldan meşhur olmayı seҫeceksiniz.

KÖRLERİN SARAYINDA ŞAŞILAR KRAL OLURMUŞ...

Halka zoraki empoze ettirilip  muzlu veya naneli şarkılarla, 'ҫeksene elini kıracan mı belimi' gibi abuk subuk sözlerle, iҫeriği baştan sona seks kokan, seslerinin yetersizliğini vücut teşhirciliği ile kapatmaya ҫalışan, hiҫbir sanatsal kalitesi olmayan  şarkıları seslendirenlerin  kanal kanal gezebilmeleri, tanınmaları, sözüm ona ikonlaştırılmaları veya divalaştırılmalarına artık hiҫ şaşırmıyorum.

N.S: Teknolojının ilerlemesi ve kayıtların dijital platformda olması kimler için avantaj veya dezavantaj olmaktadır ?

Eskiden sanatçılar canlı kayıt  yaparlardı. Yani aynı anda müzik ve şarkı okuma  gerçekleştirilirdi.
Ses, gırtlak, entonasyon kısacası hedef herşeyin mükemmele en yakınına ulaşmak  ve dinleyiciye en iyiyi sunabilmekti. Gerçek sanatçılar birbiriyle boy ölçüşebiliyordu, kalitelerini sunabiliyordu.

Şimdi teknoloji o kadar ilerledi ki, en yanlış sesi basan bir insanı, teknoloji harikası aletlerle muhteşem sesi varmış gibi piyasaya sunabiliyorlar . Hiç kimse de bundan şikayetçi olmuyor, alan memnun, satan memnun misali...

N.S: Kimleri başarılı buluyorsunuz?

Başarı görecelidir… Kimine göre ҫok satan albüm , kimine göre dolu dolu konser, kimine göre duygulandıran etkileyici ses, kimine göre ödül almak…
Sesi doğru kullanmalarına ve gerҫekten sanatlarına saygı anlamında beğendiklerim: Zuhal Olcay, Ajda Pekkan, Nilüfer, Candan Erҫetin, Yonca Lodi, Teoman , Kıraҫ.
TSM de vazgeҫilmezlerim  hepinizin bildiği büyük isimler  ama  beni ҫok etkileyen sesler : Saime Sinan, Serap Mutlu Akbulut, Yıldırım Gürses ve Ahmet Özhan.Yaşadıkları ülkenin hassas konuları ile yakından ilgilenen ve sosyal sorumluluklar üstlenen , çok yönlü sanatçılar Volkan Konak ve Zülfü Livaneli'nin yerleri de ayrıdır kalbimde.

N.S: Çok satan albüm, iyi albüm müdür?

Bu, albümün hitap ettiği yaş gurubu, dinleyici kitlesi, yapılan  promosyon  ve alım gücü ile  doğru orantılı bir olay.

Avrupa’da evet , Dalida , Adele, Whitney Houston,  Barbra Streisand, Pink Floyd, Eric Clapton, Beyonce  vb gibi birҫok isim arasında ҫok satan the best  duyduğunuzda şaşırmazsınız.Türkiye’de bu, ҫok satan olayına inancım yok maalesef.

N.S: Müzik piyasasındakı sıkıntılarınız neler,  Ekonomik kriz, ülkeler arası anlaşmazlıklar, savaşlar,  sıradan insanları da etkiliyor. Peki bunlar sanatçıyı farklı bir duyarlılıkla mı etkiler? Siz sanatçı olarak nelerden etkileniyorsunuz?

Sanat, duyarlılık olmadan yapılamaz. Bu sanatın her alanında böyledir. Müzikte, edebiyatta, resimde; kısacası sanatın her alanında duyarlılık söz konusudur. Sanat, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtmak için tutulan bir aynadır. Sanatçı aynı zamanda, dış dünyayı kendi duyarlılıkları nispetinde sanatıyla yeniden dünyaya, insana sunar. Sanatın özünde hep daha iyi bir dünya özlemi vardır; barış, kardeşlik ve özgürlük istemi vardır. Sanat kötüyü iyiye çevirmenin de bir yoludur. Bu açılardan baktığımızda, dünyada yaşanan gelişmeler, krizler, savaşlar sanatçının direncini artırır, yapıtlarında hümanizmayı geliştirir, insanlığa umut ve yaşama sevinci aşılamaya çalışır. Bunların örnekleri çoktur. Picasso'nun Guernica'sı, Rodrigo'nun Gitar konçertosu, Nazım Hikmet'in Kız Çocuğu ve benzeri bir çok eser olumsuz dönemlerin ardından ortaya çıkmıştır. Sanatçı; bu olumsuzluklardan elbetteki çok etkilenir. Ben kendi adıma insana ve doğaya yönelik her tehditten etkileniyorum. Kitlesel açlıktan, yoksulluktan, çocuk ölümlerinden, nükleer santrallerdeki patlamalardan, savaşlardan; kısacası insanı ve doğayı sarsacak olaylardan etkileniyorum. Bunun için her şeyden önce sanatçı değil, insan olunmasını gerektiğine inanıyorum.

N.S: Kimlerle sahne aldınız, kimlerden etkilendiniz ?

Avrupa’daki konserlerde aynı sahneyi, ön sanatҫı olarak paylaştığım birҫok sanatҫı oldu,

Niran Ünsal, Hakan Taşıyan, Nejat Alp, Sinan Özen, Songül Karlı, Davut Güloğlu, Güler Duman, Orhan Hakalmaz, Ayşe Taş, Ahmet Selçuk İlkan, Cengiz Kurtoğlu  ve Sezen Aksu gibi birҫok isimle sahne paylaştım...11 yıl boyunca oturduğum Lörrach  şehrinde, STIMMEN (sesler) festivalinde konuk olan  her sanatҫının konserini izledim, büyülendim. Boby Mc Ferrin, Tracy Chapman,  Joe Cocker, Cesaria Evora, Pink, Avril Lavigne, Randy Newman, Gioria Feidman… Aklınıza gelebilecek en büyük isimlerle sahne sonrası da tanışıp görüşebilme imkanım oldu. Sahnede devleşen, inince gayet normal  sevgi ve saygı dolu insanlar. İsimleri büyüdükҫe, daha da alçakgönüllü olmayı başaran insanlar. Ben insan olma sanatına erenlere gerҫek sanatҫı gözüyle bakıyorum ve etkileniyorum. Benim etkilediğim insanlar da, benim bu yönüme hayran olan insanlardır. Alҫakgönüllülük bir erdemdir, sizin sanatınızın büyüklüğü sesinizle sahnenizle ölҫülür ama sizin büyüklüğünüz sahneden önce ve sonrasındaki olğun, alҫakgönüllü ve  kaprissiz davranışlarınızla ölҫülecektir.

N.S: Hayatınızdaki dönüm noktaları nelerdir?

Hayatımdaki dönüm noktalarım beni insan olarak Tanrı’ya daha ҫok yaklastırıp, kendimi  geliştirmeme, dünyaya bakış  aҫımı değiştirmeme  ve  hayattaki önceliklerimin tamamen değişmesine neden olmuştur. Bu dönüm noktalarını  yeri ve zamanı geldiğinde,  faydalı olacağına inandığım zaman inşallah paylaşırım.

N.S: Yaşam insanı törpülüyor. Törpüleyemediğiniz yaşam farklılıklarınız nelerdir?

Sabırsızlığımı yaşam iyi törpüledi.
Özgürlüğüm, yalana ve ikiyüzlülüğe  tahammülsüzlüğüm,  her ortamda doğruları konuşmam…
Bu farklılığımı seviyorum... Doğrusu törpülemek de istemem bunları.

N.S: Yakın tarihte hayata geçirmek istedikleriniz nelerdir?

Erken müzik eğitimi adı altında Türk ҫocuklarıyla müzik ve diksiyon ҫalışmalarına başlamak istiyorum en kısa zamanda. Şiir ve şarkının birleştiği müzikli  saatler, kanser hastalarına ve Engelli Sporculara destek ziyaretleri ve konserler, Türk müziği  ve enstrümanlarının üstadlarca  tanıtılacağı workshoplar düşünüyorum. Ayrıca yakında müzik okullarından öğrencilerle big band projesini hayata geҫirmek istiyorum. Kısmetse  inşallah.

N.S: Son olarak eklemek istedikleriniz ve hayat felsefeniz nedir?

Kalite asla tesadüf değildir ve başarı mutlaka iyi bir  'team geist / takım ruhu“ ister .

Hayatımda her zaman kaliteye, doğruluğa, disiplinli ҫalışmaya önem  verdim. İnsanlara özgüvenlerini yükseltici, “ sen önemlisin, yapabilirsin “  duygusunu ve motivasyonunu  veren bir insanım.

Önyargıların, yerini karşılıklı anlayışa , sevgiye, toleransa  bıraktığı ҫok kaliteli işlere imza attım. Geldiğim şehirlerde ҫok iyi ilişkiler, başarılı konserler, korolar, Edirne-Lörrach kardeş şehir projesi , ögrenci değiş-tokuşu , sergiler aҫılışlar  gibi birҫok önemli işleri, ҫok değerli Profesörler, öğretmenler, işadamları, belediye başkanlarıi ile birlikte Türk ve Alman dostlarımla hayata geҫirdim.
Sosyal  aktiviteler, toplumun menfaati ve genҫlerimizin geleceğine güzellikler katma arayışları. olmalıdır... Kişilerin kendilerini ön plana atmayıp, başkaları üzerinden prim yapmamalarıgerekir. Egosunu  ve kaprisini bir tarafa bırakıp işbirliği yapmak isteyen insanları hayatımda tercih ediyorum.

Teşekkürler. Şimdi ikinci bölümümüz. Tek kelime soracağım, birkaç kelime ile cevap istiyorum.

MÜNIH:                Yeni  başlangıҫlar, heyecan
GURUR:               Önce  başarı
GÜÇ:                     Hakimiyet, irade , inanҫ
PROFESÖR:        Derin, sakin, bilge
BABA:                  Güven, ilk  aşk
İNSAN:                 Düşünce özgürlüğü
ÜMİT:                   Yaşatan
GEREKLİ:             Kişilik, sevgi, huzur, ҫalıskanlık
HASRET:              Kavuşunca güzel
TÜRKİYE :            Cumhuriyet ve Atatürk,kutsal topraklar
EVLAT:                 Sevinҫ, gözbebeği

 

Ҫok teşekkür ediyoruz bizi kabul ettiniz. Çok güzel bir söyleşi olduğuna inanıyorum. Sizi tanımaktan çok memnun olduğumuzu ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

arda4.jpg

Sempatik ve oldukça sevecen bir kişilik; Sevinç Arda...

 

Bu haber toplam 5120 defa okunmuştur
YORUMLAR
Farklı Bir Yelpazede Başarılı Bir Girişim
M. Ufuk MİSTEPE
Sayenizde Sevinç ARDA Hanımefendi'yi farklı yönleriyle tanıma şansını yakaladık.
"'Bilgiden çok anlayış.
ifade dolu bir sessizlik.
kendini kanıtlama gereği duymayan alçakgönüllülük.
zarif bir basitlik.
büyük bir ruhsal rahatlık ama pasiflik değil.
hakimiyet peşinde olmayan otorite.
elde edilemeyen, ancak keşfedilen.
bilgilerden geçip basitliğe varmış" bir insanım işte…" anlatım biçimi beni çok etkiledi.
Olgun bir insan portresi çiziverdim tahayyülümde.. bu tipleme her halde benden irite olurdu! :)
Nilgün Hanım'ı da yeni daldığı bu ekolde ilginç sorularıyla sanatçımızı yönlendirmeyi başarabildiği için kutlarım.
Her zaman olduğu gibi renk renk açıverdi gönüllerimizde...
26 Kasım 2013 Salı 19:16
78.167.58.206
ÇOK OKUNANLAR