ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
7,8775
EURO
9,3140
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kurtlar Vadisinin İzzet Ağası ile Söyleşi
06 Ocak 2014 Pazartesi 22:13

Kurtlar Vadisi'nin İzzet Ağa'sı ile Söyleşi

Bir öğleden sonra sizlerin de Kurtlar Vadisi'nden tanıdğı İzzet Ağa Erol Tezeren'le şeker tadında bir söyleşi yaptık. Erol Tezeren bizi kabul ettiğiniz için önce adıma ve sitemiz için teşekkür ediyor, röportajımıza başlamak istiyorum. (Nilgün Stauch)

 

Röportaj - Nilgün Stauch

Bir öğleden sonra sizlerinde Kurtlar Vadisinden tanıdğı İzzet Ağa Erol Tezerenle şeker tadında bir söyleşi yaptık. Erol Tezeren bey bizi kabul ettiğiniz için önce adıma ve sitemiz  için teşekkür ediyor, röportajımıza başlamak istiyorum.

N.S: Öncelikle sizi tanımak isteriz. Erol Tezeren Kimdir? Bize kısaca kendinizden bahsedermisiniz?

Ben 1942 senesinin soğuk bir 6 mart Cuma günü öğlenden sonra 15.30 larda doğmuş bir kıtlık yokluk devri çocuguyum...Ҫocukluğuda doğduğum İstanbulun bakırköy semtinde geçti..İlk ve orta sınıfları orada bitirdim ,lise ye çağaloğlunda İstanbul erkek lisesinde başladım ve oradan mezun oldum..Lise yıllarında izcilik yaptım ve bayrak taşıdım...  1973 lerde Almanyaya geldim ve eşim Anita ile evlendim bir oğlum (jr.Erol 40) ve birde kızım oldu  (Gülperi 36)

N.S: Hobileriniz ve sizi tanımlayacak özelliklerinizi de bilmek isteriz?

Hobilerim saymakla bitmez...sıradan hobby lerim..yüzmek,dalmak,balık tutmak,yatım la gezmek..

Evimin içideki her şeyi kendim yapmayı çok severim..duvar örmek,sıvamak,elektrik,su tesisatı,lambri döşemesi,laminat döşemesine varıncaya kadar,araba motoru,kaynak ..yeterli mi?

N.S: Sinema  ile ilk olarak ne zaman ve nasıl tanıştınız?

Sinemayla ilk filmim 3 öfkeli genç le başladım sene 1963..Pazar mecmuasında kapak sinema yüzü olarak seçilince bizi film şirketleri ile tanıştırdılar..şevket aktunç un şirketi aktunç film gazeteci rejisör ilhan engin beyin kendi yazıp yönettiği ilk filminde baş rollerden biride bana verildi...

N.S: Sinemada varlığını kuran bir “Yeşil Çam” vardı. Sizi o döneme denk gelen her oyuncu gibi ilk kez orada gördük. Sonra “Yeşil Çam” dışında kurulan “Güney Film” de gördük. Bu konuda birşeyler söyleyebilir misiniz?

Ben sanat hayatıma daha lise yıllarımda 1955 lerde istanbul radyosu çocuk saatinde radyofonik temsillerde oynayarak başladım (şimdiki tıyatrocuların yaptıkları dublaj sanatı..).. daha sonra istanbul belediyesi konservatuarı tiyatro bölümünde tiyatro derslerini yıldız kenter ve haldun dormenden aldım...evet haklısınız  benim devrimde bir yeşilçam kültürü vardı benim zamanımda sinama öğrenilecek bir yer yoktu..o nedenle bizler alaylı tabir edilen yeşilçam mektebinde yetiştiştik   ..gör.. ögren..tatbik et.. pratigi ile kendimizi ve  bilgilerimizi geliştirdik ..geçtiğimiz yıl 50. senemi doldurdum bu meslekte..

N.S: Eski Yeşilçam’ı, o dönemin oyunculuk ortamını özlüyor musunuz hiç?

Yeşilçam bir efsane mektep dir..herkesin birbirine, mesleğine hürmet ettiği büyüğün küçüğünü sevdiği kolladığı,küçüğünde büyüğüne saygı ve hürmet duyduğu bir ortamdı...ayhan ışık tan,turgut özatay dan,erol taş tan öğrendiklerimi unutmama imkan yoktur...hatıraları bende saklıdır..

erol-2.jpg

N.S: Sinema sanatı nedir, sinema sanatı ne demek?

Sinema sanatı allahın insanlara bahşettiği en güzel melekelerini görsel olarak oya gibi işlemek ve karşıdaki şahıslara onu en güzel bir şekilde yansıtmaktır..dünyada bundan daha etkili hiçbir meslek yoktur ..yeterki yetenekli kişilerin elinde olsun..harıka bır meyda aracıdır.. ve işin komik tarafı bizdekigibi sayfalar dolusu senaryolar yazıp onu papaganlar gibi oyunculara okutup çekmek sinema değildir..sinema görselliktir..çektiğiniz herhangi bir filmi seyreden eskimo da,rus da ,arjantınlıde filmden çıkınca ayni hislerde birleşmesidir..eğer bunda muvaffak olmuşsanız siz bir film yapımcısı,senaristi,oyuncususunuz demektir...

N.S: Anadolu Toplumu Zihinsel Yapısı ve Sinama Filmi ,önceden Filimler 35 mm'lik film gösterim makinesi ile gösterilirken şimdi yerlerini digital makinalar aldı..Bunun iҫinʼde ˮYeşilçamˮsinemaları tek tek kapanıyor! Oysa 'sinema sanatı' bir edebiyat, resim, fotoğraf ve teknoloji içerikli bir bileşke olduğu kadar çok yönlü içerikleri bulunan bir 'kültür' valığımızdır.Bu konuda ne düşünüyorsunuz?Sizce Kültür ve Turizm Bakanlığı bu konuya el atmalımıdır? ve  neler yapılabilinir?

Teknik yıldırım hızıyle gelişiyor..sinemada buna ayak uydurmak zorunda..bizler o zaman ham film negatıfleri ile çalışırdık yanlış oyunlar büyük hammadde sarfiyatına sebep olur maliyet artardı..

Bu gün öylemi istediğiniz kadar tekrar edin digital ortamda yapılan kayıtlar silinip tekrar üzerine çekilebiliyor..yeşilçam sinemaları diye bir şey bence artık yok onun yerini dizi dünyaları almış durumda bu kadar çok manalı manasız dizilerin çekilip oyuncuların yüzlerinin eskitilmesine karşıyım..bir oyuncu üç kuruş kazanacak diye 3 dizide peşpeşe oynayamamalı...bu şahıslar zaten çok de cüzi miktar ücretlerle oynamayı kabul ettiklerinde setten set koşup duruyorlar...

Bence film ve dizi çekimleri  kültür bakanlığının bir dalı olarak yapılandırılmalı ve bu sorumsuz yapımcılar kontrol altına alınmalıdır...ama bunu yapacak kişilerinde bu meslekten bilgili ve işin içinden veya bu işin emeklisi olmuş kişilerce yönetilmelidir..önüne gelen her tv yapımcısı kontrol edilmeden çekim izni alamamalıdır..oyuncular bir yerden çıkıp diğer yere gidememeliler..bunların hepsi şu digital alemde kontrol altına alınabilir..o zaman herkesin nerede çalıştıgı ne iş yaptıgı kaç para aldıgı ve dolayısı ilede herkese eşit şartlarda iş imkanı yaratılabilir..bu artist çoklugunda her artist ekmek parasını kazanabilir, sefalet çekmez ..sosyal güvenceli bir işinde çalışabilir..

N.S: Türkiye'de sanatҫı meslegini nasıl buluyorsunuz? Sinema sanatҫısı olmanın zorlukları / kolaylıkları nelerdir? Kimleri başarılı buluyorsunuz?

Bence iki çeşit sanatçı var birincisi eskiden oldugu gibi objektifin sevdiği beğendiği yüz hatlarına sahip kişiler..ikinciside tiyatro okullarında dirsek çürütmüş dublajlarla film oyuncularına ruh vermiş karakter oyuncuları..bunlar meslekleri nedeni ile çok kolay ezber yapabildiklerinden yeni yapım sesli dizi çekimlerinde rahatlıkla rol bulabilmekteler..ezber eski artisler için zor bir olay...

N.S: Dizi oyunculuğu ile sinema oyunculuğu farklı mı sizin için?

Hayır bence ikiside ayni şey..dizide işi 4 günde bitiriyorsunuz..filmde bu günler daha bir yayılıyor ve bir ay gibi bir zaman dilimine sarkabiliyor..

N.S: Devletin siz ve sizin gibi sanatçılara  üretkenliğinizin sürekliliğini sağlamak adına yapmış olduğu katkılar var mı ve bu konuda sizin eleştirileriniz neler?

Hayır..böyle bir teşebbüsten haberimiz varsa bile olmuyor..belki bu durum bazı kişilerin arasında eritilip kendi menfaatleri yönünde bize ulaşamadan yok ediliyor..söyleyebileceğim..baştada bahsettiğim gibi kültür bakanlıgı türk sineması bölümünün kurulması digital ortamda kontrol altına alınması  tek çıkar yolu..bu kaos dan ancak böyle kurtulunabilir...

erol3.20140106223200.jpg

N.S: Bu güne dek hangi sanatçılarla ortak çalışmalarınız oldu? Kimlerden etkilendiniz,  kimleri etkilediniz?

Ayhan ışık,turgut özatay,erol taş... benim kimi etkilediğime karşı tarafa karar versin..

N.S: Sanatçıların dünya görüşleri değiştiğinde normal bir insandan daha fazla tepki alabiliyor. Böyle bir durumda sanatçı nasıl davranmalı? Toplum sanatçıyı nasıl görmeli.?

Maalesef az gelişmiş toplumlarda toplum sanatçıyı oynadıgı rolle özdeştiriyor..daha onun rol yaptığı bilinci oluşmadı insanlarımızda..bizim insanımızın çoğuda buna dahil..aziz nesin aklıma gelıyor bu konuda....

N.S: Yakın tarihte hayata geçirmek istedikleriniz nelerdir?

Kendime bir yat veya yelkenli alıp önce bir türkiye sonrada bir dünya turuna çıkmak..fazla zamanım kalmadı..görecek çok yer var...

N.S: Hayatınızdaki dönüm noktaları nelerdir?

Ne olabilir...genclik dönemi,okullar,çocuk saati..sinemaya giriş...askerlik..tıyatroculuk..porno dönemi başlayınca ,Almanya ya geliş ..evlenip yuva kurmak,çocuklar..tekrar Türkiyeye dönüş...tekrar filmcilik,dizi film çalışmaları...tekrar almanyaya dönüş,alman filmcilerle çalışmalar...sonra tekrar türkiyeye gelerek artık dizi hayatına geçiş...

N.S: Yaşam insanı törpülüyor. Törpüleyemediğiniz yaşam farklılıklarınız nelerdir?

Aklıma koyduğum bir şeyi yapıncaya kadar uğraşırım...

N.S: Hayat felsefeniz nedir?

Mevlananın sözü prensibimdir..ya olduğun gibi görün,ya da göründüğün gibi ol ...

N.S: Genç yönetmenlerden  ve oyunculardan kimleri beğeniyorsunuz? Ve onlara ne tavsiyelerde bulunmak istersiniz

Onur tan (reji) sağır oda..cam kırıkları..kurtlar vadisi beraber çalıştım..

Yavuz Bingöl,Mesut Akusta,Şerif Sezer,Ferda Işıl,Murat Daltaban,Mustafa Üstündağ,İbrahim Ҫelikkol,Beren Saat,Nejat İşler,.... o kadar çoklar ki..hepsi mantar gibi çoğaldılar..:)

N.S: Bildiğimiz üzre bir Alman bayanla evlisiniz Almanyaʽ ve Türkiyeʽde yaşıyorsunuz .Bu iki ülke Yaşamı size ne öğretti?

Almanya bana ikinci vatan oldu türkiyede özlemini çektiğim,temizlik ,intizam,dürüstlük ten yana beni mutlu etti..ama memleketimdeki sıcak karşılama,insanlar arası sosyal ilişkiler,denizi sandalı balığı da artık benı daha çok cezbediyor..kendimi sosyal dayanışmalara daha çok veriyor çevre problemlerı ile daha çok alakadar olmaya çalışıyorum...

 

Teşekkürler. Şimdi ikinci bölümümüz. Her röportajımda sorduğum gibi  sizede Tek kelime`lik sorular soracağım, birkaç kelime ile cevap istiyorum.

ALMANYA:         ikinci vatan

GURUR:             onur ...hiç taviz veremem...

GÜÇ:                  gençlik...

SAYGI:               hasretini hiç çekmemeyi düşündüğüm ...

SANAT:              insanda sonradan olumaz..varsa vardır...

BABA:                evin direği..       

İNSAN:               birbirine muhtaç çaresiz yaratık ...

ÜMİT:                 hiç kaybetmeye gelmez...yoksa ölüm yakındır..

GEREKLİ:           haysiyet,onur,sıhhat..

HASRET:            vatan..

VEFA:                 borcu unutmamak lazım

TÜRKİYE:           uğruna ölünesi memleket..

EVLAT:                hayırlısı..her zaman iyidir..

Ҫok teşekkür ediyoruz bizi kabul ettiniz. Çok güzel bir söyleşi olduğuna inanıyorum. Sizi tanımaktan çok memnun olduğumuzu ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

Bu haber toplam 7562 defa okunmuştur
YORUMLAR
ellerinize saglık
erol tezeren
nilgün hanım bu kadar akıcı ve güzel bir röportaj ın ortaya çıkması benı çok şaşırttı,inanın okurken nasıl bittiğini anlayamadım..o saatlerce konuşmaları ne kadar güzel derleyip sıraya koymuşsunuz..çok teşekkürlerimi tekrarlamaktan yorulmayacağım..inşallah daha başka konuşmalarda da beraber olabilmemız dileklerimle...saygılar...
07 Ocak 2014 Salı 00:01
78.50.237.40
Mâziye Uzanan Söyleşiler
M. Ufuk MİSTEPE
İlginç bir alan röportaj cephesi.. bir yandan röporte eden öte yandan söyleşilen.
Bakıyorsunuz yıllar sonra ortaya devâsa bir muhteva çıkıvermiş.
Neden olmasın diyor ve röportajlarınızı kitaplaştırıyor, ölümsüz kılıyorsunuz.
Bu denli güzelliklerin yitirilmesi bence doğru olmaz! :)
06 Ocak 2014 Pazartesi 22:57
78.167.42.15
ÇOK OKUNANLAR