ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
6,1008
EURO
6,8061
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Leyla Yıldız / Uzman - Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Seçim Bizim Neyimize?

06 Aralık 2018 Perşembe 23:38

 

 

 

Yazmaya uzun bir ara verdikten sonra, affınıza sığınarak, ilk önce seçim sürecinde gözlemlediklerimi kısaca özetleyerek başlamak istedim söze.

Hepimizin de bildiği gibi, Münih’ten de 24 Haziran seçimleri rüzgar gibi esti geçti.

Ramazan ayında, havasız alanda, sıcak mekanda, Kuvai Milliye ruhuyla, kızkardeşim ve arkadaşlarımla, CHP’nin seçim görevlisiydik.

Görevimiz boyunca soğuk bir savaşın içinde çoğu erkekten milyonlarca kez “Hanım” kalarak!  “hanımlığımızı” koruduk! Aradan altı ay geçti. Seçim görevlisiyken edindiğim tecrübe ile içine doğduğum siyasetten, siyaset yapan insanlardan tiksindim! Artık bundan böyle “siyaset” dünya ahiret kardeşim olsun diyeceğim de, dayanamıyorum, vatanımı çok seviyorum çünkü!

MHP ve AKP’liler, HPD’li müşahitleri odalarına sokmazlarken, seçmene karşı HDP’lilerle “gizli ortakmışız” görüntüsüne sokulduk, aynı çay odasını dahi paylaşmak zorunda bırakıldık.

Çay odasında sere serpe oturan HDP’li bayanların “Biz seçilirsek, Türk kadınına özgürlük getireceğiz” sözlerini de işittik. Bir sustuk, iki sustuk! Sonunda dayanamadık; Üslubun unsurları gereğince; “Biz o özgürlüğü Atamız tarafından 1923’de aldık” dedik. CHP Demokrat olacağım derken, ekseninden kaydırılıyor. Sanki Güneydoğudan yüzde seksen oyla galip gelen CHP de, HDP ile aynı küfeye konuluyor! Unutmayalım ki birileri “Megri megri” türküsüne eşlik edip, davullu zurnalı “açılım” yaparken, fatura bilinçli bir şekilde, CHP’nin içindeki iş birlikçileriyle, CHP’ye ödetilmeye çalışılıyor!

Seçim masalarında tek muhalif bizdik, diğerleri ise “aynı yağmurda ıslananlardan” oluşan ittifak cephesiydi.  Masa başkanlarının yüzde doksanı cami hocası olan devlet memurlarıydı. Asıl oruç tutan bizken, bir tanesi vardı ki, bizzat şahit olduğum; Ramazan ayında oruçluymuş gibi görünüp, seçim kulübesi arkasında su içip, bir showman gibi namaz  vaktinde “cemaatine” mescitte namaz kıldırmak isteyenindendi!

Mavi kartı ile gelip, oy kullanmaya çalışanından, eline AKP bayrağı tutuşturulmuş çocuğundan, boş oy pusulasını cebine koyanından,  cep telefonuyla resimledikleri mühürlü pusulayı belirli yerlere ulaştırıp, karşılığında para alacak olanından mı anlatmaya başlasam? Yoksa karşı masadaki görevli bir bayanın, özellikle bizim masamda, kendi yakınına oy kulladırıp, seçim yasaklarını ihlal ettirip, “Rabia” işareti yaparken resimini çekmesine ve o resmi cep telefonundan sildirene kadar ne hakaretler ve tehtitler işittiğimizden mi bahsetsem?

Bir de; çoğu kez beni yüzde yüz anlaması için Almanca konuştuğum, Almanya da doğma büyüme bir gencin bana: “Abla koca cihan bizim olacak, bırak Misak-ı Milli sınırlarında sıkışıp kalan beynini, bundan böyle koca cihan bizimdir.” Demesinden mi?

“Çocuğum, biz önce Misak-i Milli sınırları içindeki vatan topraklarımızı koruyalım da, sonra “koca cihan” bizim olsun, hani şu başbakanın vize alarak girdiği 18 adamız var ya, onlar da vatan topraklarıydı...” Dememden mi?

Geçen ay, Türkiye’ye gittikçe kullandığım cep telefonu sabit hattıma Büyükçekmece’den AKP aday adayı, Turkcell aracılığı ile SMS göndererek seçim vaadlerinde bulundu. Yine Büyükçekmece AKP aday adayı bir bayan Mevlid kandilimi kutlayarak onore etti. Hani desem ki Büyükçekmece’liyim... Uzaktan yakından bir bağım yok. Büyükçekmece bana göre İstanbul’un karşı yakasının en uzak ucu.

Turkcell’e abone olurken imzaladığımız gizlilik ilkesinden ve seçim ahlakından geçtim artık... Siyaset bizim neyimize?

Hür irademizi, irfanımızı, vicdanımızı kullanma özürlülüğümüz devam ettikçe, kimbilir belki de bundan sonra “tek tip siyasetçileri” seçmeden, seçmişiz gibi, seçilmiş yapacağız...

Hür irade, hür irfan, hür vicdan bizim neyimize?

31 Mart 2019 da yerel seçimler “olacak.” Satılmış beyinler, satın alınmış fikirler. Yalan vaadler, kişisel çıkarlar, entrikalar, algı operasyonları, koltuğa yapışmalar, şişirilmiş egolar, pohpohçular ve rantlar, sıradan günlük yaşammış gibi “normal” karşılandıkça, seçim bizim neyimize?

 

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR