ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
6,0919
EURO
6,7989
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler

Hatice Yaşa / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SEN Bİ’SUS!

10 Mart 2019 Pazar 11:56

 

 

 

Gri bir günün uyuşuk bir öğleden sonrasında hızlı adımlarla okuldan eve dönüyordum. Sorduklarında, “On üç buçuk” diye ısrarla söylediğim ve büyüklerimin duydukça gülüştükleri yaşlarımdaydım. Sırtımda beni iki büklüm yapan çantanın, kalanını ise elime yüklendiğim kitaplarımın ağırlığında hava gibi çökmüş, dağlar gibi pusarmıştım. 

Tek tük insanların dolduramadığı sokakta, her zamanki güzergâhımda hiçbir yere bakmadan tek çizgide yürür gibi ilerliyordum. Eve varmama az bir süre kala saptığım son dönemeçte çatık kaşlı bir anne, çocuğuna işaret parmağıyla bağırarak direktifler veriyordu, kedi gibi dikkat kesilen gözlerimin ucunda ama caddenin öte başında. Ardından kopacak depremi hisseden kuşlar gibi o yöne doğru hızlandım.

Çocuk ilk darbeyi aldığında yetişememiştim. Sonrakinde de... Hatta bir sonrakine de… Çantayı ve kitapları fırlattığım gibi çocuğu kadının ellerinden çekip, "Ne yapıyorsun sen teyze!?” diye celallendim çocuktan az büyük boyumla. Bu sırada yanımızdan geçen bir adam duruma kayıtsız kalamayarak, “Ne  oluyor burada diye!?” çıkıştı.

Ben hemen söze girip “Bu teyze var ya, çocuğu dövüyor.” diye atıldığımda kadın, bir türlü düşmeyen gergin sesiyle “Sen bi’ sus!” dedi.  Genç adam, “Niye susacakmış, hep konuşmalı! Abla yazık değil mi? Ne istiyorsun küçücük çocuktan?” diye bir kez daha müdahale etti. Kadın çocuğun eline yapıştığı gibi söylene söylene çekip gitti ama bende de bu derin hatırayı bıraktı.

Çocukluğumda şiddet içerikli birçok film izledim, gençlerin teknolojik terimlere aşinalığı ile 5D’lisinden. Bir anne ile baba arasında bizatihi anlamsız nedenlerden çıkıp derin anlamlara sürükleyen, kadrajdan taşıp keşmekeşi sergileyen hatta bitmek bilmez sahne tekrarlarından kopup gelen filmler karesi… 

O yüzden vurmanın, kırmanın, dağıtmanın, dövmenin nasıl bir his yarattığını ve iz bıraktığını iyi bilirim. Hatta bir kadına ‘dersini vermek’ anlamında kullanılan bu eylemin onaylandığını, teşvik edildiğini ve uygulanmadığında erkeğin gücünün sorgulandığını da... “Neyse ki bazı şeylere geçmiş olmak ne yakışıyor!” diyemiyorum. Aradan geçen yıllara rağmen ne yazık ki aynı filmi izleyip duruyoruz.

Feodal bir düzende, ilkel bir toplumda, erkeğin gücünün; kadını yıllarca ezilecek ilk araç olarak hedef almasından kaynaklı bir “isyan, çığlık, yeter diye haykırmak” hakkın en temel gereklerindendir. Çünkü evrensel insan hakları, her bireyin eşit haklara sahip olabilmesi için özgürlüğün savunulmasını gerekli kılar.

Özgürlüğün bir başkasınınkinin başladığı yerde bittiğinin farkında olarak yapılan bir mücadelenin; tüm gücümüzle, benliğimizle, fikirlerimizle destekçisi olmalıyız. Ancak bir başkasını ötekileştiren, eşitlik yerine üstünlük kurmayı hedefleyen zorbaca bir savunmanın bir parçası olmak, isyan ettiğimiz düzeni beslemekten öteye gitmez. Doğal insan davranışları tehlikeye girer ve yasak, baskı ve doktrinlerin  egemenliği kuvvetlenir.

Bu insanlık mücadelesinde kadınlar olarak yerleşik toplumsal normların değişimine ihtiyaç duyuyoruz,  insan için insanca yaşamak için… O yüzden elbette önce birbirimize ama sonra da yanımızda olacak erkeklere ihtiyacımız var. Düşmanlık yaratıp ayrıştırmaya giden ideolojiye hizmet etmektir onları yok sayarak, aslında bize yapılmasından şikâyet ettiğimiz durumu karşı cinse uygulayarak sürdürülen kavga.

Cinsiyet odaklı bakmak değil, insan odaklı bakmak aslolan. Değer yargıları insanları kategorize eder, etiketler. Gelişmişlik önyargıları yok eder, özdenetimi destekler, evrensel ahlak kurallarını benimsetir. Gelişime destek olacak tüm argümanların bütünüyle ele alınarak işlerliği için de birlikte mücadele elzemdir!

Önce insan olan bireylerin varlığıyla daha güçlü ve daha huzurluyuz. İdeolojilerin birbirimizi yabancılaştırmasına müsaade etmemeliyiz. Bu yolda kullandığımız dil, üslup bile sorunun kaynağı kadar önem arz eder.

Bugün bu yazıları okurlara ulaştırabiliyorsam ve bu mücadelede naçizane bir payım oluyorsa beni daima destekleyen eşimin hayata dair umudundan ve insanlığa dair güvenindendir.

Ve kim bilir belki de “Hep konuşmalı!” diyen o genç adamla başlamışımdır sorgulamaya.

Belki de bugün yanımda duran tüm erkeklere destekleri için Kadınlar Günü’nde teşekkür mesajları göndermeme neden olan da bu ilk kıvılcımdır.

 

YORUMLAR
Saygı ve sevgi
nurtentan2@gmail.com
Şiddetin her türlüsünün insan ruhunda derin yaralar açtığının ve bu yaraların da daha çok saygısız ve sevgisiz ortamlarda açığa çıktığıni görüyoruz. Yazınizda her şeyi çok incelikli anlatmışsiniz. Tekrar tekrar ilkönce yüreğinize ve kaleminize sağlık. Ruhen ve beynen daha sağlıklı, saygı ve sevgi dolu bireylerin yetişmesini diliyorum. Saygı ve sevgilerimle,
10 Mart 2019 Pazar 20:28
95.13.240.162
ÇOK OKUNANLAR