ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
13.5483
EURO
15.3139
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TÜRKİYE “MİLLİYETÇİ” BİR CUMHURBAŞKANI’NI HAKEDİYOR.
08 Ekim 2021 Cuma 18:24

TÜRKİYE “MİLLİYETÇİ” BİR CUMHURBAŞKANI’NI HAKEDİYOR.

Gazeteci Yazar Mustafa Fındık'ın kaleme aldığı son yazısını siz sayın okurlarımızın beğenisine sunuyoruz.

 

 

Gazeteci / Yazar - Mustafa FINDIK

Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti düstüruyla yola çıkan “68 Kuşağı ve 78 kuşağı Ülkücüleri “verdikleri fikir mücadelesi ile geniş halk kitlelerinin takdirini toplarken, Türk Milleti’ nin geleceğinin teminatı olarak da  siyaset sahnesinde MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ ve ÜLKÜ OCAKLARI  temayüz ediyordu...

Milliyetçi Hareket Partisi “güçlü lideri“, üstün kabiliyetli yönetim kadrosu ile teşkilat mensuplarının geleceğe güvenle bakmasını sağlarken, halkın da umudu olma yolunda hızla mesafe katediyordu. 

ÜÇ MİLLETVEKİLİ İLE ÜÇ BAKANLIK.

1975 yılında merhum Süleyman Demirel liderliğinde kurulan 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti’ nde yer alan MHP, TBMM’ de sadece 3 milletvekili olmasına rağmen merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’ in dirayetiyle bir başbakan yardımcılığı ve iki devlet bakanlığı ile temsil edilebilmiştir...

“KANIMIZ AKSA DA ZAFER İSLAM’ IN" SADECE BİR SLOGAN DEĞİLDİ...

Türkiye 1968 Kuşağı’ nın Ülkücüleri güçlü lider Alparslan Türkeş’ in önderliğinde ve güçlü fikir yapısı“Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi” etrafında belirginleşip doktrinleşen Alparslan Türkeş’ in “9 Işık Doktrini” teziyle, Türk için, Türk’ e göre Türk tarafından “ harmanlanan çözüm teklifleriyle , MHP’ nin sayısal gücüyle ters orantılı SES getiriyor, “En güçlü silah fikir, en güçlü fikir ülkücülüktür” diyen Milliyetçi gençlerin sayısı milyonlarla ifade edilen bir hal alıyordu.

Sovyetler Birliği’ nin (SSCB) ve ÇİN HALK CUMHURİYETİ’nin, yayılmacı siyasetlerine karşı.“ milli bir duruşun “ yansıması olarak ortaya çıkan Ülkücü Hareket Mensupları fikri planda olduğu kadar, eylem planında da b e y n e l m i n e l c i  yapılanmaların hedefi haline geliyordu. İlk Ülkücü Şehit Ruhi Kılıçkıran Ankara İlahiyat Fakültesi'nde öğrenci idi 4 Ocak 1968 yılında Ankara Site öğrenci yurdu kantininde iftardan sonra şehit edildiğinde henüz 22 yaşında idi.  O, Türk-İslam Ülküsüne gönül veren Gençlerin öncülerinden ve ilk “Ülkücü Şehit” idi. Daha sonra sayıları binlerle ifade edilecek olan Ülkücü Şehitlerin ilki ve milyonlara ulaşacak olan Ülkücü-Milliyetçi Türk gencinin adeta “habercisi-müjdecisiydi”. 

KUTSAL BİR HEDEF:

MİLİYETÇİ BÜYÜK TÜRKİYE 

Kökleri 1948 yılında Büyük Devlet adamı mareşal Fevzi ÇAKMAK’ ın kurduğu Millet Partisi’ ne dayanan Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi(CKMP) 1969 yılında Adana’ da yapılan kongresinde ismi Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirilip amblemi kırmızı zemin üzerinde 3 beyaz hilal olarak benimsenen Yeni parti, “Kökü Mazide Olan Atiyiz” diyen iddia sahibi bir fikri ve siyasi aksiyon olarak  Türk siyasi tarihindeki yerini alırken dosta düşmana da şu haykırışta bulunuyordu: "ÇAĞRIMIZ İSLAMDA DİRİLİŞEDİR” 1968-1980 Yılları arası Türk Milleti için “kabuslu yıllardı”

Kendisini milliyetçi ülkücü olarak tanımlayan kesim ile, Devrimci -Marksist olarak tanımlayan kesim arasında savundukları değerler uğruna HAYATLARINDAN vazgeçercesine bir mücadele meydana geliyordu. O günkü (sağ-sol çatışmalarında Milli değerleri savunanlarla aynı saflarda olmaları beklenilen “Siyasal İslamcılar” olay çıkma aşamasında HİCRET etmeyi yeğliyorlardı.

Korkaklıklarını bile “İslami Terminoloji ile” ifade ederek kutsal bir kavram olan ve “vahiy yolu ile” Peygamberimize “emrolunan” HİCRET olgusunu kaçışlarına dayanak yapmaya yeltenen bu güruh, süreci en az zayiatla atlatmayı başarabilmişti...

İHTİLAL’ E UYGUN ORTAM ve 12 EYLÜL DARBESİ.

Bizzat 12 Eylül darbesini yapanlar tarafından ifade edildiği gibi, İhtilal’e uygun hale getirilene kadar Ülkücü ve Devrimcilerin öldürülmesine göz yuman ve vazifelerini tamamladıktan sonra ABD’ li ağabeylerinden “Bizim Çocuklar İşi başardı” şeklinde aferin alan darbeciler, aynı yetkilere sahip oldukları halde 12 Eylül ‘ e giden süreçte terörü niçin durduramadıklarını izah etmeye gerek bile duymadılar, çünkü durum ayan-beyan ortadaydı. 

MİLLİYETÇİ TÜRKİYE ÜLKÜSÜ 

BİR “HAYAL” DEĞİLDİR.

68 kuşağı ve 78 kuşağı Ülkücüleri inandıkları Türk-İslam Ülküsü davası uğruna ölümü bile göze alırken, güçlü bir fikir yapısına sahip olmanın özgüveninin yanısıra kendileri gibi inanmış dava adamlarından oluşan LİDER kadrosu ve gündem yaratabilen BAŞBUĞ’ a sahip olmanın rahatlığını taşıyorlardı. Nitekim bu Lider kadronun önde gelenlerinden büyük dava adamı ve teorisyen Dündar Taşer ve büyük devlet adamı Günrük ve Tekel eski Bakanı Gün Sazak Milliyetçi Hareket’in  “Siyasetçi şehitleri“ olmuşlardır. 

Her iki “Ülkü Şehidi de” öldürüldükleri sırada MHP genelbaşkan yardımcısı görevinde idiler.

Türk Milleti, tarihin en kadim ve şanlı milletlerinden biridir. Millet tanımını ilk olarak gördüğümüz yazılı metinler Türklere aittir. 

Bütün dünya devletlerinin halen kullanmakta oldukları “Orduların idari ve kumanda kademeleri sistemleri” bundan tam 2229 yıl önce Mete Han tarafından kurulan Türk Ordusu yapılanması esas alınarak uygulanmaktadır.

Türkler tarihsel birikimleri, teşkilatçılıkları, organize kabiliyetleri bakımından insanlığa örnek teşkil edecek özelliklere sahiptir. Türk Devletleri ve hakanları, sultanları da daima “çağlarının” en adil idarecileri olmuşlar; farklı inanç, ırk ve anlayışlara karşı daima toleranslı bir tutum izlemişlerdir. 

TÜRKİYE MİLLİYETÇİ BİR CUMHURBAŞKANI’NI HAKEDİYOR.

Gerek Türk Milleti’ nin tarihteki rolü, gerekse bu coğrafyanın bize yüklediği misyon, gerekse 250 milyonluk Türk Dünyası ve tüm İslam alemi güçlü, milliyetçi ve büyük bir Türkiye’yi zorunlu kılmaktadır. Bu da tarih şuuruna sahip, maceracı olmayan, gücünü milletinden ve milletinin değerlerinden alan “çağı okuyan” NE MUTLU TÜRK’ÜM“ diyebilen aksiyoner bir lider ile mümkün olur ve bu niteliklere sahip kadroları barındıran siyasi partilerin “böylesine kutsal bir görevden kaçmalarına” imkan vermez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni “en iyi” Türk Milliyetçileri idare edebilir. Bu liyakatta olan iddia sahibi siyasi parti liderleri meydanı boş bırakmamalı, Türk Milleti’nin maküs talihini değiştirmek ve şehitlerimize karşı mesuliyetlerini yerine getirmek için Atatürk'ün miras bıraktığı Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelelebet yaşatacak ve yüceltecek Milliyetçi kadroların göreve gelmesi lazımdır. Lütfen sorumluluk bilinci ile hareket ediniz ve “bülbül köşkünü” kargalara bırakmayınız.

Türk-İslam-Çağdaş üçlemesinde ifadesini bulan, Ülke içerisinde; demokrasi, insan hakları, inanç ve ibadet özgürlüğü, adaletli bir yönetim ve liyakata dayalı bir görevlendirmeyi esas alan ve dışa karşı tam bağımsızlıkçı, onurlu bir dış politika izleyecek olan idarecilere ihtiyaç olduğu için Milliyetçilere her zamankinden daha fazla görev düşmektedir…

Merhum başbuğ Alparslan Türkeş’in şu veciz sözünde ifadesini bulan haykırışıyla bu yazımı noktalamak istiyorum:

“Ben Türk milletini, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe ve kardeşliğe kısacası HAK yolu, hakikat yolu, ALLAH yoluna çağırıyorum. Hareketin adını açıkca ilan ediyorum, yeniden maneviyata dönüş.

Bu haber toplam 621 defa okunmuştur
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÇOK OKUNANLAR