ÜYE İŞLEMLERİ
PİYASALAR
DOLAR
6,7005
EURO
7,2349
IMKB
80.549
HAVA DURUMU
MAİL LİST
Nöbetçi Eczaneler
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiyeyi Karalayan Yazıya Basın Açıklaması
04 Mart 2013 Pazartesi 20:00

Türkiye'yi Karalayan Yazıya Basın Açıklaması

Geçenlerde Bayern Kurier'de Türkiye'yi aşağılayan yazı yazan Aydın Fındıkçı'ya cevabi bir basın açıklaması geldi. TÜDEK Başkanı Mahir Zeytinoğlu'nun hazırladığı basın açıklaması şöyle:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BASIN BİLDİRİSİ

 

TUDEK logo

 

Koordinationsrat der türkischen Vereine in Südbayern

Güney Bavyera Türk Dernekleri

Koordinasyon Kurulu

 

Goethe str.18

80336 München

Tel.: 089- 24446460

Fax: 089-2444646111

Email: zeytinoglu@hotelgoethemuenchen.de

 

 

 

Ihre Nachricht vom                Ihr Zeichen                 Unser Zeichen                                    Datum

                                                                                                                                 04.03.2013

 

                                                                                                                                            

 

23 Şubat 2013 tariginde Bayernkurier gazetesinde Sayın Aydın FINDIKÇI'nın "Türkiye'nin Fethi - İslamcı Bir Devlete Doğru" başlıklı makalesini okuduğumda dehşete düştüm. Bir insan nasıl bu kadar kör olabilir? Nasıl böylesine gerçekleri gözardı edebilir? Böylesine at gözlükleriyle hayata bakabilridi? Anlamak mümkün değil. Adı "Aydın" olan, fakat aydınlıktan hiç nasibini almamış bir adamdan başka bir şey beklemek saflık olur diye teselli buldum. Sayın Fındıkçı'nı dile getirdiği insaf ve izandan yoksun, gerçeklerle bağdaşmayan ifadeler olsa olsa sahibinin sesi olmaktan öteye gitmeyecek değerlendirmelerdir.

 

Nitekim  yazısında bunu ele vermektedir. Güya "Boğazdaki ülkenin Avrupa’ya bağlanmasına yardımcı olmak adına, AKP hükümeti ile imtiyazlı ortaklığı genişletme yerine 2005'de AB tam üyelik müzakerelerini başlatıldı. Bugün bunun doğru olmadığı netleşti." ifadesi kendisinin kimin sesi olduğunu ve kimlere yaranmak için böyle bir makaleyi kaleme aldığını çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

Sözümona "AKP (Adalet ve Kalkınma Partisi) hükümeti yönetimi altında 2002‘den beri kadın erkek eşitliği, din özgürlüğü, düşünce ve basın özgürlüğü, coğulculuk ve benzeri birçok başka Batılı değerlerin, bir çok yasal değişiklik, siyasi ve dini uygulamalarla gün be gün altı oyuluyor"muş. Bu gelişme İslamcıların modern Türkiye ile hesaplaşması ve Türkiye´yi Batıdan koparması olarak mütaala edilebilir"miş.

 

Hangi batılı değerlerin altı oyuluyormuş acaba Sayın Fındıkçı'ya sormak gerekir. AK Parti iktidarının demokratikleşme alanında gerçekleştirdiği;

 

-          Basın kanununda yapılan değişiklikle, basının haber kaynaklarının açıklamaya zorlanamayacağı hükmü getirildiği için mi?

-          AK Parti iktidarı döneminde gerçekleştirlen Cumhuriyet tarihinin en büyük  anayasa değişikliği ile, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son verildiği için mi?

-          İnsan haklarını ihlallerden dolayı insanımıza Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkı getirildiği için mi?

-          Çocuk hakları ve ilgili temel ilkeler anayasal güvence altına alındğı için mi?

-          Devlete ait birçok bilgiye vatandaşların kolaca ulaşılabilmesi, kişisel haklarını arayabilmesi ve kamuoyu denetimi yapılabilmesi sağlandığı için mi?

-          Askerlerin askeri suçların dışındaki suçlarla ilgili sivil mahkemelerde yargılanması ilkesi getirildiği için mi?

-          Yüksek askeri şura kararları ile ordudan atılanlara yargı yolu açıldığı için mi?

-          Yurtdışına çıkış yasağının kapsamı daraltıldığı için mi?

-          Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri  ile malul ve gaziler pozitif ayrımcılık uygulanabilecek kesimler olarak benimsendiği için mi?

-          Sendikal haklar güçlendirildiği; anayasa değişikliği ile kamu görevlilerine de toplu sözleşme hakkı getildiği için mi?

-          Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararları yargı denetimine tabi hale getirildiği için mi?

-          Yargı bağımsızlığını güçlendirme adına, Adlaet Bakanı'nın Cumhuriyet Savcılarına talimat verme yetkisi kaldırıldığı için mi?

-          Hakim ve savcıların atama kararnameleri objektif kriterlere bağlandığı, yargı mensuplarının terfi süreleri kısaltıldığı için mi?

-          Düşünce özgürlüğünü kısıtlayan Türk Ceza Kanun'nun 301. maddesi ile Terörle Mücadele Kanunu'nun  312. maddesi değiştirildiği için mi?

-          Olağanüstü hal kaldırıldığı için mi?

-          İşkence ve kötü muamleye sıfır tolerans getirildiği için mi?

 

batılı değerlerin altı oyulmaktadır. Bu sayılanlar AK Parti iktidarı döneminde demokratikleşme alanında atılan adımların sadece birkaçını teşkil etmektedir. Bu ilkelerin hangisi batılı değerler ile çelişmektedir.

 

2002 yılında % 29,7 olan enflasyon bugün AK Parti ikdidarıyla tek haneli rakamlara gerilemiştir. Bu bağlamda 2010 yılında enflasyon % 6,4'e inmiş ve Türkiye 1969 yılından bu yana en düşük enflasyon oranı yakalanmıştır. Yani onyıllardır halkı ezen enflasyonun düşürülmesiyle halkın cebinden çalanlar engellenmiştir. 2002 yılında 230 Milyar dolar ile dünyanın 26. büyük ikonomisi olan Türkiye,  Ak Parti iktidarıyla milli gelirini üç kattan fazla artırarark dünyanın 16. büyük ekonomisi haline gelmiştir. Günümüzde Türkiye, Cumhuriyetimizin 100. yılı olan 2023 yılında milli gelirini 2 Trilyon dolara ulaştırarak dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri olmayı hedeflemektedir.

 

2002 yılında kamu borç stokunun GSMH'ya oranı % 6,4 iken, 2010 yılında bu oran % 28,7'ye inmiştir. Kamu borç stoku hazine tarihinde ilk kez bu dönemde yani Ak Parti iktadarı döneminde gerilemiştir. 2002 yılında sadece 3.492 dolar olan kişi başı milli geliri, 2010 yılında üç kat artarak 10.000 dolara yükselmiştir. AK Parti iktidarı, Cumhuriyetin 100. yılında 25.000 dolarlık bir milli gelir hedeflemektedir.  2002 yılında 36 Milyar dolar olan ihracat 2010 yılında tam dört kat artarak 114 milyar dolara yükselmiştir. Bugün artık Türk malları dünyanın tercihi haline gelmiştir. Ak Parti iktidarının 2023 yılı ihracat hedefi 500 milyar dolardır. Yine aynı dönemde, % 44 seviyesinde olan Merkez bankası gecelik faiz oranı 2010 yılında % 1,44'e düşmüştür. Devletin Türk lirası cinsinden borçlanma faiz oranı 2002'de % 62,7 iken, bu oran 2011 yılında % 7,1'e çekilmiştir.

 

Kendisine Atatürk'ün 29 Ekim 1923 tarihinde kurduğu Cumhuriyet'in 100. yılı için hedefler koyan bir siyasi iktidar ne diye Atatürk tarafından ilan edilen modern Cumhuriyetin yönü batıdan uzaklaştırsın. Bütün bunları gerçekleştirmek bir ülkeyi yöneten bütün siyasi iktidarların hedefi değil midir?

 

O zaman Sayın Fındıkçı'ya sormak gerekir. Bundan 10 yıl önceki koalisyon hükümeti dönemindeki gibi ülkedeki  bankaların içi boşaltılamadığı için mi Türkiye batıdan uzaklaşmaktadır. Bir zamanlar Dolar bir günde iki kat artmakta, şekere, çaya, una, ekmeğe, yağa sabah akşam zam yapılmaktaydı. Enflasyon 3 haneli rakamlara ulaşmış, çocukların evlerinde açlıktan öldüğü haberleri medyada yer alıyordyu. Ülkede polisler bile "Maaşımızı verin" sloganları ata ata sokaklarda eylem yapıyor, esnaf kendini canlı canlı yakıyor, hatta merhum Ecevit'in başına yazarkasa fırlatılıyordu. Aynı Ecevit Clinton'un huzurunda el pençe divan duruyor, IMF Türkiye'ye borç para vermiyordu. Bu dönemde Sayın Fındıkçı neredeydi.

 

Sözümona AK Parti iktidara geldiği tarihten bu yana eşlerini eve kapatan, iş hayatından uzaklaştıran, döven ve hatta öldüren erkeklerin sayısı yıldan yıla artmış. Kadınlarımızı her alanda daha güçlü hale getirmek için anayasa değişikliği ile pozitif ayrımcılığıngetirilmesi; kadınların temsil oranı yükseltilmesi; engelli çocuğu olan anneye beş yıl erken emeklilik hakkının tanınması; kadınlarımızın ev içinde imal ettikleri ürünleri işyeri açmaksızın kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici olarak belirlenen yerlerde satışa sunmaları halinde, elde ettikleri gelirin vergiden muaf tutulması; şiddete uğrayan kadınlara hizmet vermek amacıyla nüfusu belirli bir sayıyı geçen belediyelere sığınma evi açma zorunluluğu getirilmesi; kadın girişimciliğin teşvik edilmesi ve yoksulluğu önlenmesi amacıyla valiliklerce mikro kredi uygulamaları başlatılması Sayın Fındıkçı'nın söylediklerinin iftiralarının asılsız olduğunun kanıtıdır.

 

Yine aynı şekilde, Türkiye'de yeniden çağdaş müslümanlar (keza Sunniler ve Aleviler aynı şekilde) ve Hiristiyanlar sokak ortasında tartaklandığı; meslek yaşamlarında haksızlığa uğradığı ve siyasi takibe tabi tutuldukları; alkol tüketimi ve dağıtımı, internet özgürlüğünün giderek daha çok kısıtlandığı; türbansız kadınların tüm ülke çapında taciz edildiği; hakarete maruz kaldığı ve kamu hayatından uzaklaştırıldığı iddiaları tamamen yalandır ve gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Sayın Fındıkçı ya en son ne zaman Türkiye'ye gitti, ne kadar süreyle orada kaldı  bilmiyorum. Türkiye'de çok kısa bir süreyle kalan bir kişi bile, yazarın bahsettiği ülkenin Türkiye olup olmadığını sorgulayacaktır. Din özgürlüğü hiç bir dönemde bu kadar ileri seviyeye gelmemiştir. Sadece İslama karşı değil, Türkiye'de yaşayan diğer azınlıkların din özgürlükleri garanti altına alınmış, vakıf malları ve ibadet yerleri iade edilmiş, özgürlükleri hiç bir dönemde olmadığı bir şekilde sağlanmıştır. Sayın Fındıkçı'dan, Avrupa ve Amerika'da  ilkokullarda yıllardan beri var olan serbest kıyafet uygulamasının Türkiye'de bugüne kadar olmamasını eleştirmesini hatta geç bile kalıdığını söylemesini beklerdik. 

 

Tabiki ecdadımızın gittiği her yere gitmek zorundayız. Çünkü onlarla tarihi ve kültürel bağlarımız bulunmaktadır. Ecdadımız oralara batılılar gibi sömürmek için gitmemiştir. Ecdadımız o topraklarda her türlü dini ve kültürel özgürlüklerini garanti altına alarak, oralara okullar, çeşmeler, köprüler ve yollar yaparak imar etmiş ve eserler bırakmıştır. Bugün Türkiye'nin ekonomik olarak güçlenerek, oralara yeniden yardım etmesi, eserler yapması ve kültürel ve dini bağları güçlendirmesinden doğal ne olabilir? Nasıl "Osmanlı Rüyası"  olarak nitelenebilir anlamak mümkün değildir.

 

 Türk yargı sisteminin çağdaş batı ve AB normlarına göre yeniden yapılandırılması, bir takım kişi ve olaylar bazında çarpıtılarak eleştirilmektedir. Türk yargı sisteminin batılı normlarına göre yeniden dizayn edilmesi, yazarın da taraftar olduğu batıya dönük Türkiye imajı ile neden çelişmektedir. önemli olan çağdaş yargı sisteminin Türkiye'de hakim kılınmasıdır. Spesifik olarak kişi ve olaylar gerekçe gösterilerek, eleştirilmesi çağdaş yargı sitemine haksızlıktır.

Gazetecilerin tutukluluğu ile iddilara gelince; sözüedilen  gazeteciler basın ve gazetecilik faaliyetleri suçlarıyla değil, bunun dışındaki işledikleri suç iddiasıyla tutuklanmışlardır. Geçenlerde Sayın Başbakan Erdoğan'ın geçenlerde ifade ettiği üzere, İngiltere ve Amerika'daki tutuklu gazeteci sayılarına ve bunların hangi suçlamalarla tutuklandıklarına da bakmak gerekir.

 

Türkiye'de Amerikan, Fransız, Alman ve İtalyan okulları ile kültür merkezleri ve benzeri kuruluşarı faaliyet gösterirken, Türklerin bu ve diğer ülkelerdeki eğitim ve kültürel faaliyetlerde bulunmasının yadırganması ve bunun başka mecralara çelkilerek, altında başka sebepler aranması ve bu şekilde şikayet konusu yapılması izahtan varestedir.  

 

Bir gazetecinin yukarıda bahsedilen Türkiye'deki gelişmeleri ve Batıya dönük değişimleri yapan iktidarı görmemezlikten gelerek, kendi milletinin iktadarını yine Batıya şikayet etmesi ve bunlara bel bağlamayın demesinini kendisinin kim olduğunu ve kime hizmet etiğini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

 

Koordinationsrat der türkischen Vereine in Südbayern

Güney Bavyera Türk Dernekleri

Koordinasyon Kurulu

 

 

MAHİR ZEYTİNOĞLU

 

 

Münih, 04.03.2013

 

 

 

Gemeinnützigkeit anerkannt vom Finanzamt für Körperschaften, München – Eingetragen im Vereinsregister beim Amtsgericht /Registergericht  München VR 14020

Bankverbindung: Dresdner Bank AG, München – Kto-Nr. 787772900 – BLZ 700 800 00

 

YORUMLAR
Zamanda geriye yolculuk
Burak K.
Cemaat aglarini cok iyi örmüs ve örmeye devam ediyor. Farkli düsünceye sahip insanlara tahammül edemiyor ve maalesef barindirmiyor. Degisik bir demokrasi anlayisi! Cagdaslik niye bu kadar rahatsiz ediyor sizi?
20 Mart 2013 Çarşamba 12:37
217.86.179.76
Ne oldu? Burçin Tokmak biraz kalın geldi galiba?
Hasan Ali Zengin
Yoksa çok mu acıdı? Hiç uğraşma, senin seviyene düşmem. Çünkü şu anda senin bulunduğun yer tam anlamıyla lağım çukuru. Bilmem kaç üniversite bitirdim diye sallarken iyiydi ama değil mi? Birisi senin yalanını buldu diye, azgınca saldırmak niye? Öyle Atatürk’ün arkasına sığınarak bir daha papağan gibi hep aynı lafları etme. Ölenlerin arkasından konuşmak adetim değildir ama, en büyük mandacı senin ağababan İnönü idi. İçerikli yorum okumamışmış, sen anlama özürlü isen yazanların suçu ne?
15 Mart 2013 Cuma 21:41
85.181.54.165
Kalvyemin SESI KISILMADI
Betül CINAR
Burcin TOKMAK..Klavyemin Sesi KISILMADI..benim sesim DUBAI ye sana ancak vardi ki simdi yazabildin..Malum arada saat FARKI var...Bos islerle ugrasma..DUBAI de keyfine bak..Nasil olsa IZMIR e gelemiyorsun..MUNIH teki olaylar da seni ilgilendirmiyor..
12 Mart 2013 Salı 21:14
88.246.223.136
ÇOK OKUNANLAR